Milli iradenin ne diyeceğine bakmayan siyaset

Siyasi tarihimiz çok sancılı dönemlerden geçti. Son örneğini 15 Temmuz'da yaşadık.

Darbeciler silahlarıyla, baskı ve şiddetleriyle, hatta yasayı bile kendilerine uydurarak milleti dışladılar ve hiçe saydılar. Sonuçta ne oldu Son söz hep milletimizin oldu.

Devlet İdaresi, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurma tecrübesi ve becerisidir. Dünü yok sayan ve reddeden partiler ve siyasetçiler hafızalardan silindi.

Milli irade, beş ana temel esasının bakiliğini ister. Bu temeller üzerinde istiklalini, istikbalini kurar, kurgular, devamını sağlar.

Malumu ilama gerek yoktur ama sıralayalım. "Vatan, Devlet, Millet, Bayrak, Din"... Bu beş temele dost olmayan ve sahiplenmeyen hiçbir siyasi güç, bu ülkede söz sahibi olamaz.

Bizim devlet geleneğimizde, geçmiş ile gelecek arasındaki bağı kuran ve bu geleneğe sahip çıkan siyasete, milli irade "olur" verir ve vermektedir.

İki bin yıllık devlet tecrübemizin bize öğrettiği temel kaidelerden biri de budur.

Devletin idaresi, milletin iradesiyle örtüşmüyorsa, orada milletle kavga var demektir. CHP veya "Yedeğine" sığınan muhalefetin siyasetinde, "devlet idaresi" ile "millet iradesi" arasında kapanmaz uçurumlar vardır.

Bu uçurumlar sebebiyledir ki, ülke olarak 80 yıl kendimize gelemedik. Gelen vurdu, giden vurdu, millet ötelendi, siyaset kirletildi, milletimiz ile devletin arası sürekli açık tutuldu.