Kötülerin gölgesi olmaz

Kötünün gölgesi dalı olmaz.

Yukarıdaki mısralar, "Dinek Dağı" türküsündendir. Muharrem Ertaş'tan alındığı, oğlu Neşet Ertaş'ın da seslendirdiği bilinir.

Dünyada kaç millet vardır bizim gibi derdini de sevincini de savaşını da barışını da velhasıl yaşadığı her halini türkülerle, destanlarla, hikâyelerle anlatan millet.

Bu anlamda millet olarak bizden daha zengin bir kültüre sahip bir toplum olduğunu sanmıyorum. Bizdeki hikâyelerin tümü iyi ile kötü arasındaki münasebeti ve ölçüyü anlatır.

Hele atasözlerimiz, deyişlerimiz, masallarımız, misallerimiz, bütünüyle ya milli birliğimize harç karanları yahut bu harcı kirletenleri dile getirir.

"Yiğit gölgesinde yiğit saklanır, kötülerin gölgesi dalı olmaz". Öyle bir devri âleme denk geldik ki, kötülerin olmayan gölgeleri cazip hale geldi.

Siyasetteki kirlilik ve kötülüklere akıl sır erecek gibi değil. İşin tuhafı, bu kirlilik ve kötülüklerle hükümetin uğraştığı kadar muhalefet kanadından herhangi bir sesin çıkmaması, dut yemiş bülbüllere dönmeleri çok şaşırtıcı bir durumdur.

Siyasetin böylesine kirlendiği ve kirletildiği dönem pek azdır. Kötülere "kötüsün" diyememek, hatta ses çıkarmamak, onlara bizzat destek vermektir.

Bu kadar kemliğin, kötülüğün tsunami gibi patlaması karşısında diğer muhalefet partilerinin sessizliği; "Olup bitenleri destekliyoruz, tam gaz ileri" demektir.

Keşke bu muhalefet partileri, iktidara olan düşmanlıklarını, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a olan husumetlerini, ana muhalefet partisinin; ülkemizi, siyaseti ve toplumsal değerleri ne hale getirdiklerine karşı da gösterebilseler. Geçelim.

Kirlenen sadece siyaset değil, kötülerin olmayan gölgesine sığınanlar da kendilerini kirletmekteler. İnsan kirlenince, her şey kirlenir.