Köklere sahip çıkmak ve Söğüt

Hayme Ana'nın türbesi başta olmak üzere Ertuğrul Gazi'nin türbesinin yanı sıra eğitim yuvalarına ve yetim hanelere önem vermiş.

Söğüt'ün tarihi bütün binalarının yapımı, II. Abdülhamid imzasını taşımakta. Bu arada İstanbul Yıldız'da, sarayın güvenliğini de Söğütlülere emanet etmiş. Ertuğrul Alayları bunun bir göstergesidir.

Osmanlı Devleti'nin kuruluşuna ev sahipliği yapan Bilecik ve Söğüt'ün tarihini anlamadan, yedi yüzyıl Cihan'a hükmeden Osmanlı Devleti'ni anlamak mümkün değildir.

Osmanlı Devleti'nin özellikle Balkanlar ve Avrupa hedefi, 13. yüzyılda Selçuklularla Bizans arasında uç bölge olan Söğüt'te doğmuştur.

Osmanlı'nın manevi kurucusu Şeyh Edebalı Hz.lerini anlamadan ve tanımadan da Cihan Devleti'nin nasıl kurulduğu ve bu hale geldiği anlaşılmaz.

Gönül arzu eder ki, "2026 Şeyh Edebalı Yılı", aynı ismi taşıyan "Şeyh Edebalı Bilecik Üniversitesinin" üzerinde kalmaz.

Cumhurbaşkanlığımız başta olmak üzere ilgili bakanlıklar, hatta ilgisi olmayan bakanlıklar ve çeşitli kurum ve kuruluşlar sahip çıkar.

Aksi takdirde hem Şeyh Edebalı'ya hem yıla hem tarihimize ve unutulmaması gereken köklerimize yazık edilmiş olunur. Zaten kökten koptukça kopuyoruz.

Söğüt'ün II. Abdülhamid devrine dönelim.

II. Abdülhamid'in bölgeye ilgisi, eğitimden hayır binalarının inşası ve mevcutların tamiriyle birlikte, eski eserlerin fotoğraflarını çekmek üzere fotoğrafçı görevlendirmesi, tarihe şahit bırakmak içindir.