İsrafla imtihan edilmek

Şimdi bu hakikati, yaratıldığına inanan hangi insan reddedebilir Ancak kendisini israf eden kimseler reddedebilir. Normaldir, "israf" zaten "insaf" kavramının iflas ettiğini gösterdiği için söylenecek laf yok. Neyse sözü maksadımıza götürelim.

Dün de hatırlatmıştık. Bu sene "var yılı" diye. Bereket senesi elhamdülillah. Gelin görün ki, bereketten bereketli şekilde faydalanamıyoruz.

Tarlada ürünler, bağlarda, bahçelerde, ağaçlarda meyveler sebzeler, şöyle organize bir şekilde marketlere gelemiyor. Dolayısıyla bolluğu pahalıya yiyoruz.

Kapitalizmin duygulara baskısı ve aklı ötelemesi sebebiyle, galiba biz bolluğu rakamlarla ölçme hastalığına tutulmuşuz. Oysa bolluk, bereket, maddeyle ölçülemez.

Bir evde, iş yerinde, sofrada onlarca çeşit yiyecek içecek bulunabilir fakat bereket bulunmayabilir, israf ettikçe ihtiyaçlar artar, tüketmek için daha çok kazanmaya tevessül edilip, haram helal demeden ihtiyaç zannettiğimiz şeylerin aslında ihtiyaç olmadığını anlamayabiliriz.

Bereket; bir malın veya ürünün miktarından ziyade, onun nasıl kazanıldığı, nasıl kullanıldığı ve nasıl paylaşıldığıyla ilgili bir durumdur.

İsrafın israf ettiği insan benzerleri, topluma sürekli şunu dayatıyor. "Daha fazla tüket ve daha fazla iste". Nereye kadar peki! Bu sorunun cevabı yok.

Hal böyle olunca insan ihtiyacını karşılamak için yeterli miktarda tüketen bir varlık olmaktan çıkıp, tüketmek için yaşayan zombilere dönüyor.

Günlük ihtiyaçlar için marketlere gidenler, satılan ürünlerden ziyade, ziyan olan ürünlere bakarsa, meramımız anlaşılmış olur.

O mahvolanlara üzüldüğümüz kadar evlerde veya iş yerlerimizde neyi nasıl ziyan edip etmediğimize belki daha dikkatli bakabiliriz.