Son yüzyılda ise daha çok da son 20 yılda, kurbanın pek çok faydasından ziyade, fıkıh ve din ile hiç ilgisi olmayan kurban fetvacılarının cehaletleri yüzünden tartışılmakta.
Yasin Aktay'ın bu kitabı, din ve kurban cahillerini kendi hallerine bırakıp, meselenin çeşitli boyutlarına bakarak, hakikati ortaya koyması açısından oldukça önemli.
Kurban ve hac ibadeti, daha doğrusu İslam'ın tüm ilkeleri tevhid merkezlidir. Kurban ve hac cehaletlerinin bir ispatı olarak tartışanların akıllarının ermediği esas mihenk ise meselenin tevhid merkezli oluşunu idrak edememelerinden olsa gerektir. Malum "idrak" tevhidin bir şubesidir.
....................
İsmail'in Gülüşü, kurbanı yalnızca bayram günlerinde yerine getirilen bir ibadet, tarihsel bir gelenek ya da fıkhî hükümler bütünü olarak değil; insanın Allah ile kendisiyle, toplumla, tarihle, iktidar ve ölümle kurduğu mutabakat kavramlarından biri olarak ele alıyor.
Müellif eserinde, kurbanın görünen yüzünün ötesine geçerek onun teo-politik, felsefî, sosyolojik ve varoluşsal boyutlarını aynı düşünce ufkunda buluşturuyor.
Hz. İbrahim'in rüyası ve imtihanından, Hz. İsmail'in teslimiyetine; Hacer'in dışlanmışlığından Safa ile Merve arasında kurulan hafızaya; haccın küresel sosyolojisinden modern dünyanın seküler kurban mekanizmalarına kadar uzanan geniş bir tartışma alanı açıyor.
Yahudilik ve Hıristiyanlıktaki kurban telakkileriyle, İslam'ın kurban anlayışı karşılaştırılırken, kurbanın tarih boyunca nasıl farklı anlamlar kazandığı, hangi noktalarda bozulduğu ve tevhid ekseninde nasıl yeniden inşa edildiği dikkat çekici bir berraklıkla ortaya çıkıyor.

21