Neyse esas niyetim Mevlana'nın Mesnevisinden hırs ve tamah üzerine bir hikâyesini bugüne uyarlamaktı.
•
Kuşun biri, hırs ve tamah sahibi bir kimse tarafından hile ve tuzakla avlanmıştı. Kuş avlanınca dedi ki:
-Ey avcı! Şimdiye kadar birçok sığır ve koyun eti yemişsindir. Onlarla doymadın da benimle mi doyacaksın Beni serbest bırakırsan sana üç öğüt vermek isterim.
Yalnız üç öğüdümün birincisini elinde, ikincisini damın üstünde, üçüncüsünü de ağaca konunca vereceğim. İşte bak elindeyim ve ilk öğüdüm şudur:
-Kim söylerse söylesin sakın olmayacak şeye inanma!
Kuştan ilk öğüdü alan adam, diğer öğütlere tamah ederek kuşu elinden bıraktı ve kuş da uçup damın üzerine kondu.
•
Şimdi sıra ikinci öğüde gelmişti ve şöyle dedi kuş:
-Hayatında geçip gitmiş şeylere gam çekme! Elinden uçup gitmiş şeylerin hasretini çekme, hastalanır ve hırslanırsın. Geçmişe üzülmek, hasret duymak, hiçbir kaybı geri getirmez, boşuna debelenip durma! Bak ne kadar ahmak olduğunu sana anlatayım:
-El kadar bu bedende on dirhem ağırlığında çok kıymetli bir inci vardı. Seni de çocuklarını da büyük bir zenginliğe kavuştururdu fakat kısmetin değilmiş. Büyük bir serveti kaçırdın!

37