Her zulmün bir bedeli vardır

Türkçe ezanın yasaklandığı dönemde bir köy muhtarının baskısına karşı körü görme adamın gösterdiği direnişin hikayesi, zulüm ve diriliş arasındaki mücadelenin anlatılmak istediği ders nedir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkçe ezan döneminde yaşanan zulümleri hatırlatarak, İsa dayı anektodu üzerinden Müslüman halkın imanına dayalı dirençini vurgular. Tarihsel örneklerin gösterdiği üzere zulmün kalıcı başarı sağlayamayacağını iddia eder; ancak bu iddianın kurucu dayanaği sadece anekdotlar ve tarihsel referanslardan ibaretken, gerçekten de her zulmün sona erdiğini söylemek ne kadar doğru?

Her zulmünbir bedeli vardır

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Türkçe ezan zulmünün yaşandığı devirler üzerine araştırma yaptığım yıllarda, CHP tarafından çok büyük zalimliklerin yapıldığını dinlemiştim.

O yıllarda bile Müslüman halkımız öylesine dinine sadık imiş ki, şaşırıp kalmışlığım vardı. Bir anektodu aktarayım.

Ankara'nın bir köyünde ezanı aslı gibi okumaya kimse cesaret edemez, çünkü köydeki muhtar CHP'li ve ispiyoncudur. İlçedeki resmi zevat ve tüccarların üzerinde etkilidir.

Evine teneke teneke gaz gelir, pazen gelir, çeşme parası gelir, tuz gelir. Bu arada elbet cami ile de arası açıktır. Çünkü cemaat halini bildiği için ona küskündür o da cemaate.

"Peki, nasıl muhtar seçilmiş" derseniz, elbet ülkenin her yanında olduğu gibi dipçik baskısıyla. Böyle zulümleri inkâr edenlere iki örneği hatırlatıverelim.

Mersin'in Aslanköy hadisesi ile Isparta Senirkent faciası, resmi kayıtlarda, kitaplarda, arşivlerde, internet ortamında mevcuttur.

Söz konusu köyde muhtar camiye gelmez ama ezanı yakından takip etmekte ve ettirmektedir. Köyde olmadığı zamanlar da çocukları takibe zorlamaktadır.

Köyün ahalisi de ezanın aslı gibi okunmasında ısrarlıdır fakat ellerinden bir şey gelmediği için bazen içeride ayrıca ezan okunur. Sonra bu işe bir çare bulurlar.

Köyde yaşlı bir âmâ (görme özürlü) İsa dayı isimli biri vardır. Dini değerleri bilir ve beş vakit namaza gelirmiş. Köyün oldukça yaşlıları demişler ki:

-İsa dayı, caminin önünde büyükçe bir taş var biliyorsun. Görmesen de ona yaslanıyor, bazen bize ilahiler okuyorsun.

Bak ezanı aslı gibi okuyanları cezalandırıyorlar. Sana kimse bir şey diyemez. Hem ezanı camide okumuyorsun, kendi halinde her yerde okuyabilirsin, taşa seni çıkaralım, orada vakit ezanlarımızı okuyuver"!

Ezanın yasaklanması da zaten İsa dayının çok ağrına gitmekteymiş. "Beni taşın yanına götürün ve üzerine çıkarın ezanı okuyayım"