Hem söver hem geçer hem uçarlar

Emekçi derler, emekçilerin emeklerini sömürürler. Milletin sırtından geçinirler, geçindikleri sırtlara sırt dönerek; aşağılar, hor bakar, hizmetçilerine, çalışanlarına mülteci muamelesi yaparlar.

Türkiye'nin birliğinden, bütünlüğünden asla hoşlanmadıkları gibi kalkınmasını zerre istemezler.

Bu konuda örnek çok ama birkaç hususu hatırlatarak, neden hem söver hem geçer hem uçarlar meselesine değinelim.

İdeolojilerine olan amentülerinde yollar, havaalanları, köprüler, tüneller, demiryolları gibi millet ve devlet hesabına yapılan ne varsa karşı çıktıkları malumdur.

Mesela Osmangazi Köprüsü'nden başlayalım. Gebze ile Yalova arasındaki köprünün yapımına karşı çıkmışlardı.

Şimdi o köprüyü en çok onlar kullanıyor. Akdeniz ve Ege sahillerine oradan geçiyorlar. Üstelik İzmir'e kadar şahane bir otobandan. Otobana da karşı çıkmışlardı.

Gelelim Yavuz Sultan Köprüsü'ne! Ne kadar sol sivil toplum örgütü ve parti varsa, hepsi de üçüncü köprüye karşı çıkmış, eylem yapmış, Avrupa'ya bile şikâyet etmişlerdi.

Şimdi en çok onlar kullanıyor. Avrupa ile Asya arasındaki trafiğin önemli kısmını Yavuz Sultan Selim Köprüsü çekiyor oysa.

Sadece Avrupa ve Asya arasındaki transit trafik değil, esas köprünün civarlarında Beyaz Solcuların oturduğu lüks villalar, mahalleler var. İstanbul'un iç trafiğini çekmemek için köprüyü kullanıyorlar.

Köprünün yapımında ağaç katliamı derken, çevre kirliliği derken, bir bakmışsınız, meğer kendi villaları ve iş yerleri oralarda imiş!