Hattat Hafız Yusuf Tavaslı

Köylerde ve kasabalarda ölen insanların cenazeleri ortada kalır, ne yıkayacak ne de defnedecek imam yoktur.

Mesela Yusuf Hoca 4-5 yaşında (1940) "Tanrı Uludur" diye ezanı ilk duyduğunda şaşırdığını söyler. Ezanların aslı gibi okunması, milletin Kur'an öğrenmesi, dinini öğrenmesi için kendisine söz verir.

Yıl 1950'yi gösterdiğinde, Türkiye'de yeni bir dönem başlar. Demokrat Parti, milletin iktidarı olarak ülkemize sahip çıkar.

Rahmetli Menderes'in ilk işlerinden birisi, ezanın aslı gibi okunmasını sağlamaktır ve öyle de olmuştur. Tarih 16 Haziran 1950'dir.

Ezan yasağı ile birlikte dini değerlerin yasaklarının bitmesi, Yusuf Hocayı ve ailesini sevindirir ve bir şekilde hocanın İstanbul'a gönderilmesi istenir.

15 yaşına geldiği 1950 yılında İstanbul'a gelir. Yokluklar ve yoksullukların içerisinde 1962 senesine kadar hafızlık dersleriyle birlikte dini eğitimini tamamlayarak, kısa sürede görev alır ve "din hizmetinde emekli olunmaz" inancıyla yayıncılığa da başlar.

Tavaslı Yayınlarını kurarak, "Namaz Hocası, Elifba, Dualar, Yasin-i Şerif, Hadis-i Şerifler külliyatı, Mevlid-i Şerifler" başta olmak üzere bir Müslümanın bilmesi gereken İslam'ın tüm kurallarını anlatan yüzlerce kitap yayınlar.

1970'li yıllar ve sonrasını hatırlayanlar bilir. Hocanın gayelerinden birisi de her eve Kur'an-ı Kerim ve İslam'a dair bir kitabın mutlaka girmesidir.

Bu sebeple yayınladığı eserler, sadece şehirlerdeki kitapevlerinde değil, çeşitli şekillerde halka ulaşması için yollar deneyerek, kitapların evlere girmesini sağlar.