Habib-i Neccar Camii

Habib-i Neccar Camii

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Gönül coğrafyamız dediğimiz ama 400 yılı aşkın vatan coğrafyamız olan, şimdi ise 780 bin metrekareye gerilediğimiz vatan coğrafyalarımızdaki fetihlerin hepsinin tapusu, Kelime-i Tevhide olan amentümüzdür.

Bugün ülkemizin hangi şehrine, kasabasına, köyüne gidersek gidelim, mutlaka fethe dair sancağı temsili eden eserler vardır. Bunlardan birisi de camilerimizdir, ezanlarımızdır.

Bu topraklar, Peygamberimiz (s.a.v.) in devrinden itibaren ilk ezanların okunduğu topraklardır. Diyarbakır, Hatay, Erzurum kısa bir müddet sonra İstanbul, ilk ezanlarla birlikte fetihlerin habercileridir.

Hatay merkezli 11 ilimizi kapsayan deprem konutlarının teslim töreninde Habib-i Neccar Camii'nin de restorasyonu tamamlanarak açılışı yapılmıştı.

Habib-i Neccar Camii, ilk ezanın okunduğu eserlerdendir. Haberlerde bizim Murat Alan dışında hakkında fazla bahseden olmadı. Bu sebeple biraz muhteva nakledelim:

*

Süleyman Ateş hoca İslam Ansiklopedisinde:

"Kur'ân-ı Kerîm'de, "karye" halkını Hakk'a davet etmek için bir şehre (Karye) gelen iki elçiye destek olmak üzere bir üçüncüsünün gönderildiği, halkın bunlara karşı çıktığı, sadece şehrin uzak bir yerinden gelen bir kişinin iman edip, onları desteklediğini belirttikten sonra şunları söyler:

"Bu kişinin, açıkça ifade edilmemekle beraber ayetin gelişinden anlaşıldığına göre şehir halkı tarafından öldürüldüğü, onun imanı sayesinde cennete girdiği, kendisine kötülük eden şehir halkının ise bir sayha ile helâk edildiği anlatılmaktadır (Yasin 36/13-29).

Müfessirlere göre elçilerin adları Yuhanna, Pavlus ve Şem'ûnü's-Safâ (Simun Petrus), gönderildikleri şehir ise Antakya'dır.

Bunların tebliğini kabul eden mümin kişinin adı da Habîb b. Mûsâ, Habîb b. İsrâil veya Habîb b. Mer'î'dir".

*

Cami, Habib-i Neccar (Silpius) dağının eteklerinde bir Roma tapınağı iken Bizans döneminde kiliseye, İslami dönemde 638 yılında camiye çevrilmiş ve dar bir merdivenle inilen altındaki üç mezardan birinin ona ait olduğu bilinmektedir.