Bir sürü kakavan

Esas bir de bunların "kakavanları", "kakavanlaşanları", "kakavanlık yapanları" var. Gazetelerde, televizyonlarda, sosyal medyanın çeşitli dallarında, oturdukları yerden kakavanlık edip durmaktadırlar.

Böylelerini iyi izlerseniz; "ekmek elden su gölden", veya "bir elleri yağda bir elleri balda" olanlardır. Dünya yansa bir minderlik yerleri olmayan, yangına su yerine ateş harlayan kimselerdir.

Bunları tanımak zor değildir. Neredeyse 24 saat televizyonlarda, sosyal medyada, siyasette, sanat kamuflajı altında neyin sanatçı oldukları belli olmayan sosyal medya kakavanlarını takip edenler bilirler.

Devletimizin ve milletimizin geleceğine dair bir tek düşünceleri, fikirleri yoktur. Hatta devlet ve millet bütünlüğünden yana olanlara düşmanlıkları öyle azgındır ki; küfür, hakaret ve şiddete başvurmaktadırlar.

İşin daha da vahimi, ülkemize ve milletimize karşı karanlık duruşlarından asla taviz vermeyen, memleket ve millet kucaklaşmasına karşı nice kakavanları savunan, destekleyen, onların sözcülüğünü yapan sözde aydın yaftalı kakavanlar da malumdur.

Cemil Meriç, fikir namusuna sahip bir münevver olmanın yürek istediği dönemlerde hakikati haykıran bir fikir işçisi, bu ülkenin mütefekkiri olmayı tercih edenlerdendir.

Dün merhum Cemil Meriç'i rahmetle andık ama yetmedi. Cemil Meriç; "Bu Ülke", "Umrandan Uygarlığa" ve "Kültürden İrfana" kitaplarında böyleleri şöyle anlatır:

"Düşünce adamı bir zümrenin emir kulu değildir. Hiçbir merkezden talimat almaz. Bir partiye bağlı olmayabilir. Ama tarihe ve kucağında yaşadığı topluma angajedir.