Ailelerde, iş yerlerinde, alışveriş merkezlerinde, kısacası hayatın aktığı her yerde, insanların birbirleriyle iletişim kuramamalarının, tartışmalarının, kavgaların ana sebebi, işte sosyal medya obezitesi olunmasıdır.
•
Sosyal medya araçlarında dolaşan bilgiler, üç ayrı hastalık taşımaktadır. Yani gözlerimizin, dilimizin, zihnimizin hastalandığının farkında değiliz.
Bilgilerin ekseriyetinin dayanağı, kaynağı, bağlamı yok, daha da önemlisi bir sorumlusu yok. Dün doğru denilene, yarın yalan denilebilmektedir.
Algoritma neyi öne çıkarırsa o "gerçek" algılanmaktadır. Haliyle olup bitenleri araştırmamak için kişinin düşünmesine engel olunmaktadır.
Böyle olunca ortaya; karmaşık, anlaşılması ve çözülmesi zorlaştırılan meseleler çıkmakta, "Anlamanız için değil, izlemeniz için" denilerek, kişiler etki altına alınmaktadır.
Fast food gibi sağlıksız beslenme bedeni zehirlerken, sosyal medyadaki kirlilik de zihinleri zehirlemekte, kişiyi kendisinden ve çevresinden kopartarak yalnızlaştırmaktadır!
Günümüzde artık kitap okumak, bir araya gelinerek sohbetlerde bulunmak, aile ve komşu ziyaretleri gibi erdemlerimiz, verimsiz ve anlamsız addedilmektedir.
•
Hepimiz öyle çok şey bilmekteyiz ki, hepimiz ustayız ama hiç çırak yok. Ayrıca kimse de çırak olmak istememektedir.
Şunu söylerken sıkılıyor insan. Mesela kültürel hafıza diye bir gerçeğimiz vardır ama kültürel hafızalarımızın kaybolduğunu görememekteyiz.
Sosyal medyadaki lüzumsuzlukların bir başka kötülüğü ise insanlara unutmayı öğretmesidir. O kadar çok kirli bilgi taarruzu yapılmakta ki, insanlar şapşallaşmaktadır.

28