Yazar, Osman Gazi'nin Bilecik'teki evinin ve bölgedeki yıkılmış tarihi eserlerin belgelenmiş olduğunu, bunların kurtarılmasının sadece bürokratik işlem değil toplumsal bir sorumluluk olduğunu savunmaktadır. İddiasını, Milli Mücadele döneminde kaybedilen kültür varlıklarının merkezi devlet tarafından yeterince önemsenmediği gözleminden hareketle ortaya koymaktadır. Peki, gösterişli anma etkinlikleri yerine somut restorasyon projelerine yatırım yapmak devletin tarihsel hafızasını koruma sorumluluğunun temelini mi oluşturmalıdır?
•
Efendim, Osman Gazi'nin ev yeri biliniyor ve elde kat'i belgeler mevcut. Vakıflar Genel Müdürümüz Sinan Aksu'nun harekete geçerek Bilecik'e gelip yerinde inceleme yapması, üniversitedeki tarihçi hocalarla görüş alışverişinde bulunması kâfi.
Sadece Osman Gazi'nin ev yeri ve şekli değil, öyle çok kaybolmuş, yok edilmiş ama yeri yurdu belli olan nice vakıf eserleri var ki.
Bu konuda şu bilgileri aktaralım:
Cihan Devleti Osmanlı'nın kurucusu Osman Gazi'ye ait olduğu belirtilen ve Milli Mücadele döneminde Yunan işgali sırasında yıkıldığı ifade edilen Bilecik'teki evinin varlığı, konumu ve mimari özellikleri resmî kayıt altına alınmış.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Taner Bilgin'in yaklaşık 20 yıla yayılan araştırması neticesinde, Şeyh Edebali Külliyesi arazisinde yer alan 40 metrekarelik mevkii, 2025 yılında kültür varlığı olarak tescillenmiş.
•
Evet, gerekli belgeler toplanmış ve hazır bekliyor. Sadece işine; "Bu vatan bize emanet, bu tarih bize emanet" gözüyle bakan insaflı-yetkili bürokratlar istiyor.

26