Anadolu İzlenimleri (3)

Yalnız şehrin girişindeki organize sanayi bölgesinde güzel işler yapılmakta. Şehre önemli bir ekonomik kazanç sağlamakta!

Kırıkkale'de "işsizlik var" diyorlar ama tek sebebinin tembellik olduğu söyleniyor. Kırıkkale'de çalışmak isteyene iş çok imiş!

Kırıkkale'yi çocukluk yıllarımdan itibaren tanır ve bilirim. Geçtiğimiz iki hafta önce bir başsağlığı münasebetiyle gidip geldik.

1970'lerin Kırıkkale'sinden değişen tek şey, organize sanayi bölgesinin gelişmiş olması ve halen gelişmeye devam etmesi.

Bu güzelliği bozan ikinci şey ise şehrin yine çepeçevre gökdelen konutlarla kuşatılması! Burada doğmamış torunlara bile ev alınıyormuş. Kırıkkale'de Ankara gibi nefes darlığı çeken bir şehir olmuş.

Rüzgârların eseceği ve şehre ineceği tüm tepeler ile Kızılırmak Nehri'nin kenarları, binalarla sarılmış, hava da su da adeta kendilerine küsmüş vaziyette.

Hava esmiyor, ırmak gönülsüz akıyor. Şehrin ünlü meydanı Cumhuriyet Meydanı ile caddeleri, sokakları çok kirli. Sanki belediye diye bir kurum yok gibi.

Hâlbuki Kızılırmak, şehir merkezine birkaç kilometre uzaklıkta! Vidanjörleri doldurup, şehri yıkasalar, insanlar temiz bir meydanda, caddede, sokaklarda rahat yürüyebilirler.

Şehri bu şartlarda temaşa ederken, esnafa da uğradığım oldu. Genelde vergi yükünden şikâyet ediyorlardı. Vergi işinden anlamam, haklı da olabilirler haksız da.