Ahmet Günbay Yıldız'dan iki yeni roman
Ahmet Günbay Yıldız medyada görmezden gelinen ama halkta çok okunan romancı: peki ahlaki değerlere sadık kalan edebi eser, asla tanıtılmayacak kadar 'zararsız' mıdır?
Yazar, Ahmet Günbay Yıldız'ı küfür ve ideolojik kin içermeyen, Anadolu'nun değerlerini anlatan önemli bir romancı olarak tanıtırken, medyanın onu görmezden gelişini eleştiriyor. Taban tarafından çok okunan ancak 'tavanda yaşayan kesimler' tarafından bilinçli olarak göz ardı edilen bu yazarın neden ihmal edildiğini sorgulayarak, TRT'ye belgesel yapılmasını istiyor. Acaba medya, ahlaki çerçevesi sağlam olan eserleri gerçekten değersiz sayabilir mi, yoksa farklı bir mantık mı işliyor?
Ahmet Günbay Yıldız'dan iki yeni roman
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Dili zengin ama sesi az çıkan yerli ve milli romancılarımızdan, hatta ilk sırada yer alan isimlerden birisi, Ahmet Günbay Yıldız'dır.
Romanları en çok okunan ve şöhreti tabanda büyük, eserlerinde küfürlü sözler etmediği için ise tavanda yaşayan kesimler tarafından haberdar olunmayan, olmamak için de gayret edilen, bu sebeple görülmezden gelinen bir isimdir Ahmet Günbay Yıldız.
Romanlarında insanı ve inancı önceleyen, hususi hayatında ve romanlarında, ısrarla üzerinde durduğu toplumsal mutabakat metnimiz olan, insanı insan eden ve ruhların temeli sayılan; "edebi, hayâyı, birliği, dirliği, çalışkanlığı, paylaşmayı, dayanışmayı" esas sayması, milletimiz nezdinde çok okunan romancı olmasını sağlamıştır.
Timaş Yayınlarının da ilk kurucu ortağı olan, zatımın da 40 yıldır tanıdığı ve ağabey dediğim Ahmet Günbay Yıldız'ın okuduğum ilk romanı, "Çiçekler Susayınca" ile "Yanık Buğdaylar" idi. Bu romanları bizim nesilden okumayan az insan vardır.
Bugün sözünü edeceğimiz son iki romanı, "Asi Delikanlı" 66, "Leyla Yokuşu" ise 67'nci kitabıdır.
...................
Ahmet Günbay'ın eserleri; bu toprağın sesi ve bu topraklardan gurbete düşmüşlerin sözü, inancı ve samimiyetiyle yüklüdür. Anlattığı tüm hikâyeler, bu topraklarda yaşananlardır.
Romanlarının hiç birinde insan haysiyetini zedeleyen küfürler, hakaretler, tarihimize, medeniyetimize, kültürümüze ihanet eden uydurmalar ve iftiralar bulamazsınız, bulunmaz.
Romanlarında; Anadolu'nun saf, masum, muhterem, berrak, inancının teslimiyetini yaşayan, bu sebeple; şirk ve inkâra gitmeyen kimselerin tevekkül merkezli hayat hikâyelerini bulursunuz.
Hangi romanını ele alırsak alalım, Anadolu'nun herhangi bir ilinde, ilçesinde, köyünde, büyük şehirlerinde kendisine yabancılaşmamış normal yurdum insanını görürüz.
Yani diyeceğim o ki, bazı meşhur romancılar gibi terbiye edilmemiş dillerden; aileden, kadından, erkekten, dinden, büyükten, küçükten, devletten, milletten, ideolojik veya siyasi hınç almak için küfürlerle yazılan ve yazdırılan romanlara ve romancılara benzemez.

18