Kahir ekseriyeti samimi Müslüman olan bu güzel ülkemizin güzel insanları haklı olarak kendilerini idare edecek idarecilerinin de kendileri gibi dindar olmalarını arzu ederler ve bu nedenle her zaman dindar siyasilerinin başa gelmeleri için reylerini vermek suretiyle destekte de bulunurlar.
Saf, temiz kalpli iyi niyetli ama çoğu tahkik ehli olmayan bu insanlar dindar olduklarına kanaat getirerek başa getirdikleri bu siyasîler nasıl olsa yanlış iş yapmazlar, verdikleri sözleri tutarlar, yalan söylemezler, hepimize eşit muamelelerde bulunurlar, şu fânî dünyada tam bir adalet ile bizi idare ederler, biz de rahat ederiz herhalde diye düşünürler.
Memleketi idare edebilmenin bir sanat işi olduğunu, bu zor işi hakkıyla yapabilmenin bazı maharetleri, kabiliyetleri, becerileri, tecrübeleri gerektiğinin farkında olmayan bu iyi niyetli ama safdil olan insanlarımızın ehliyeti ve liyakatı dikkate almadan yalnız dindarlıklarına inanarak başa getirdikleri bu siyasîlerden bekledikleri iş ve icraatlarının ötesinde, verdikleri vaat ve sözlerinin yerine, tam tersine bir çok yanlış iş ve icraatlarda bulunduklarını görünce hayal kırıklığına uğruyorlar ama çoktan iş işten geçmiş oluyor.
Kahir ekseriyeti tahkik ehli olmayan bu insanlarımızın çoğu, Üstad Bediüzzaman'ın; "Tam dindar olan siyasetçi olmaz; siyasetçi olan da tam dindar olamaz.." mealindeki dikkat çekici tespitlerinden habersiz olduklarından aldatmakla iş gören siyasetçilerin rey devşirmek için her fırsatta bolca istimal ettikleri dinî deyimlerine kolayca aldanarak bunların âdeta hiçbir kusurları bulunmayan tam dindar olduklarına inanarak desteklerde bulunurlar.
Bu meyanda, İslâm tarihi boyunca başta Nebîler ve Dört Halife olmak üzere Ömer bin Abdülaziz ve Mehdî-i Abbasî'den başka hem salâhat hem maharet sahibi, yani tam dindar; hem de tam liyakatli, maharetli idareci bulunmadığı gibi tespitlerden haberi olmayan çoğu insanın, günümüzde bir taraftan dindar kimliklerini nazarlara verirken, diğer taraftan dinde yeri olmayan iş ve icraatlarda bulunan malûm siyasîlerin attıkları hamasî nutuklara kolayca aldanabilmeleri, tahkik ehli olmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

26