Tam da Üstad Bediüzzaman'ın bir asır önceden, mealen; alevleri göklere yükselen bir yangın görüyorum; içinde evlâdım yanıyor; imanım tutuşmuş yanıyor. Bu yangını söndürmeye koşuyorum, şeklinde özetlediği günleri yaşıyoruz.
Milletin derdiyle dertlenen o büyük âlimin haber verdiği bu yangının üzerinden geçen bunca zamana rağmen yangın söndürülebilmiş değil.
Alkol ve uyuşturucu bataklıklarında debelenen çocuk yaştaki masumlar ve hayatlarının baharındaki gençler ve bunların işledikleri kan dondurucu cinayetler ve katliamlar...
Bir zamanlar Amerika ve benzeri ülkelerde herkesin hayretle seyrettikleri cinayetlerin aynısı veya benzeri artık bizde de işlenmeye başladı. Hem de Kahramanmaraş'ta olduğu gibi ilkokul çağındaki masum çocuklar arasında.
İnanılacak gibi değil. Ne oldu bize Nerede hata yaptık ve halen bu hatalarımıza devam ediyoruz. Her yaştan insanların ötesinde minik yavrularımızı dahi göz göre göre elimizden alan bu korkunç gidişatın sonu ne olacak
Evlerimizi sokak ve caddelerimizi, mahalle ve şehirlerimizi, okullarımızı abluka altına alan mafyanın beslediği çetelerinin işledikleri cinayetlere kim veya kimler mani olacak
Hemen hiç kimse, hiçbir kurum, hiçbir yetkili bu korkunç gidişatın sorumluluğunu yüklenmiyor. Ne bizi idare edenler, ne örnek olması gereken medya, ne okullarımız, ne anne babalar...
Sanki birden bire tesadüfün durup dururken bu alkol uyuşturucu çeteleri türemiş; sanki hiçbir sebep yok iken kendiliğinden bu cinayetler ve katliamlar işleniyor.
Kahramanmaraş'ta işlenen cinnet hali cinayetlerde öldürülen masumların cenaze merasimlerinde ağıt yakan anne babaların göz yaşları eşliğinde bakanların ifadeleri, "Üzüntümüz büyüktür... Hepimizin başı sağ olsun... En kısa zamanda bu kötü gidişata hep beraber son vereceğiz inşallah..." Yaşanan can yakıcı her felâketten sonra bizi idare edenlerin teselli edici/gaz alıcı ifadeleri böyle.

26