Bildiğiniz gibi 1950'de tek parti diktatöryasına son veren, başında Üstad Bediüzzaman'ın "İslâm kahramanı" diye tavsif ettiği Menderes'in bulunduğu Demokrat Parti; başa gelir gelmez İsmet İnönü ve ekibinin iftira ve saldırılarına uğradı; fakat hiçbir şeye aldırmadan tarihe geçen maddî ve manevî eserlere imza attı.
İktidarı kaybetmenin hırçınlığı ile De-mokrat Partinin başarılarını hazmedemeyen Halk Partisi bu defa orduyu tahrik etti. Nihayetinde 27 Mayıs 1960'da bazı darbeci askerler Demokrat Parti'yi alaşağı ettiler.
Bununla da yetinmeyen demokrasi katilleri, Demokrat Parti'nin vekillerini ve idarecilerini tutuklayarak Yassıada'ya gönderdiler. Zalimler, caniler orada bu tertemiz vatan âşıklarına olmadık hakaret ve işkencelerde bulundular.
Sonrasında ihdas ettikleri adil olmayan mahkemelerde o günkü hâkimlerin verdikleri mesnetsiz uydurma kararlarıyla Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ı darağacına gönderdiler maalesef.
Demokrasi bayrağını devralan başında merhum Süleyman Demirel'in bulunduğu Adalet Partisi de iktidara gelir gelmez millete verdiği sözlerin gereği olarak yine malum partinin yaptığı şirretliklere, saldırılara aldırmadan yurt çapında maddî ve manevî alanlarda unutulmayacak eserleri milletin hizmetine sundu.
Bilindiği gibi, bu başarıları çekemeyen bazı şer güçler yine orduyu tahrik ettiler. 12 Eylül 1980'de silâh zoru ile Demirel iktidarına son vermekle kalmadılar; partinin ileri gelenlerine getirdikleri siyasî yasaklarla Demokrat Misyonu bitirmeye çalıştılar.
Ama merhum Demirel pes etmedi. Darbecilerin yurt genelinde estirdikleri tehdit ve şantajlarına meydan okuyarak "Konuşan Türkiye... Düşün arkama..." sloganlarıyla yurt çapında düzenlediği mitinglerle bir taraftan dağa taşa sinen korku havasını dağıtırken, diğer taraftan da milletin nabzını tutarak yapılan referandum ile getirilen siyasî yasakların kaldırılmasına öncülük etti. Sonrasında da bildiğiniz gibi aktif olarak siyasî hayata atıldı ve başbakan oldu, sonra da cumhurbaşkanlığı yaptı. Ve bu fânî hayata veda etti.

20