Hemen her fırsatta dinî değerleri istimal ederek, dindar olduklarını nazarlara vererek;"tinerci gençlik mi yetiştireceğiz; elbette dindar bir nesil yetiştireceğiz..." gibi sloganlarla iyi niyetli saf Müslümanların nabızlarını tutarak çeyrek asırdır böyle bir iktidarın döneminde bu güzel vatanımız bir manevî yangın yerine dönüşmüş ise artarak devam etmekte olan manevî yozlaşmalar halen devam ediyorsa millet olarak artık derin uykularımızdan uyanmamız lazım.
İçine düşürüldüğümüz bu dehşetli savrulmalarımızın sebeplerini teşhis etmek için kahin olmaya gerek yok. Daha önceden de toplumda bazı manevî sapmalar olsa da 15 Temmuz münafıkane kalkışmasının gerçek müsebbiplerinin tespiti için, geniş kapsamlı bir araştırma yapılmadan ağır faturanın malum cemaatteki ibadetinde ve taatında; adına alt tabaka dedikleri çoluk çoluklara, hastalara, kadınlara kesilmesi hedef saptırmaktan öteye hukuk çerçevesinde hiçbir inandırıcılığı olmayan bir durumdu.
Hedefte her ne kadar malum cemaat olsa da bu durum öteden beri var olan ve din-i mübine hizmetleri gaye edinen hemen bütün dinî cemaatleri menfî manada etkiledi. "Cemaatlerin kökünü kazıyacağız." diye haykıran Perinçek gibi fırsat kollayıcılara artık gün doğmuştu.
Artık gerek devlet nezdinde, gerek tahkik ehli olmayan çoğu çevrelerde bütün cemaatler maalesef devlet ve millet için potansiyel zararlı birer yapılar olarak algılanmıştı.
Senelerce manevî boşluklardan kaynaklanan, içine düştükleri stres ve sıkıntılardan kurtulmak için bir arayış içinde olan her yaştan insanın baş vurdukları bir nevi huzur evleri olan cemaat mekanlarından artık insanların maalesef şüphe ile bakarak uzaklaştıklarına şahit oluyoruz.

26