Yazar, klasik İslam düşüncesinde ilmin insanı dönüştürmesi gerektiğini ancak günümüzde bilgiye erişimin artmasına rağmen insanın değişmediğini savunur. Dijital çağın yüzeysel bilgi kültürü ve sorgulama becerisinin zayıflaması bu krizi tetiklediğini ileri sürer. Peki gerçek problem teknoloji mi, yoksa bilgiyi içselleştirmeyecek şekilde kullanmayı tercih etmemiz mi?
Bu esaretin en tehlikeli yanı ise fark edilmemesidir.
İlim: Sadece Bilmek Değil, Dirilmektir
Klasik İslam düşüncesinde ilim, kuru bir bilgi yığını değildir. İlmin amacı, insanı dönüştürmektir. Bu anlayışta bilgi: Kalbe inmeli, Ahlâkla birleşmeli, Hayata yön vermelidir.
Nitekim ilmin, insanı karanlıktan aydınlığa çıkaran bir nur olduğu vurgulanır.
Bu yaklaşımda okumak: sadece öğrenmek değil, kendini tanımaktır.
Eğer bilgi insanı değiştirmiyorsa, o bilgi yükten ibarettir. Çünkü hakiki ilim, insanın iç dünyasında bir diriliş başlatır.
Bugün yaşanan kriz de tam burada başlar: İnsan bilgiye ulaşıyor amadönüşmüyor.
Toplumların Çöküşü: Bir Medeniyet Nasıl Geriler
Tarih bize açık bir yasa sunar:
İlim yükselirse toplum yükselir, ilim zayıflarsa toplum çözülür.
Toplumların ilim üretimi ile medeniyet seviyesi arasında doğrudan bir bağ vardır.
Bu bağ koptuğunda: düşünce zayıflar sorgulama kaybolur taklit başlar
Taklit eden toplum ise üretmez; sadece tüketir. Üretemeyen toplum ise zamanlabaşkalarının kurduğu düzenin parçası hâline gelir.
Bugün birçok toplumun yaşadığı kriz tam olarak budur. Sorun dış güçler değil;içte zayıflayan idraktir.
Modern Çağın Yeni Tuzağı: Dijital Cehalet
Eskiden cehalet, bilgiye ulaşamamaktı.
Bugün ise cehalet,bilgi içinde kaybolmaktır.
Sosyal medya, diziler ve hızlı tüketim kültürü insana şu telkini verir:
"Düşünmeye gerek yok."
Bu telkin zamanla alışkanlığa, ardından kabule dönüşür. İnsan artık: uzun okumalar yapamaz derin düşünemez sabır gösteremez
Böylece yüzeysel bilgiyle yetinen bir zihin oluşur. Bu zihin, kolay yönlendirilir. Çünkü sorgulamaz.
İşte modern çağın en büyük tehlikesi budur:
Düşünmeyen ama bildiğini zanneden insan.
Kimlik Meselesi: Kendini Tanımlayamayan Toplum
Bir toplum kendi değerlerini, düşüncesini ve yönünü ilimle inşa etmezse; bu boşluk mutlaka doldurulur.
Bugün sıkça duyulan kavramlar, dışarıdan yapılan tanımlamaların bir sonucudur. Çünkü boşluk kabul etmez. Eğer bir toplum kendini tanımlamazsa, başkaları onu kendi çıkarlarına göre tanımlar.

4