MÜTEVAZILIĞIN AŞIRI ACİZLİK OLABİLİR

Türkiye'nin ahlaki dış politikası güç boşluğu yaratıyorsa, kartları açık oynamak için Körfez ve Akdeniz'de harita değiştiren anlaşmalara mı ihtiyacı var?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkiye'nin ABD-İran krizinde gösterdiği ahlaki tutumun zayıflık olarak algılanabileceğini, bu nedenle Suriye, Lübnan, Mısır ve Körfez ülkeleriyle stratejik anlaşmalar yaparak aktif bir rol oynaması gerektiğini savunuyor. Bunu şok taktikleriyle kamuoyuna sunmanın iç ve dış siyasette radikal değişim yaratacağını iddia ediyor. Ancak bu tür gizli anlaşmaların birden açıklanması gerçekten istikrarlı bir bölgesel güç dengesi yaratır mı, yoksa yeni çatışmaları tetikler mi?

Bu sütunda Türkiye'nin dış politikasını nasıl 'ahlaki bir biçimde' götürdüğünü örnekleriyle defalarca yazdık/söyledik.

ABD/İsrail-İran savaşının başlamaması için gösterilen çabalardan, ateşkese kadar uzanan süreç boyunca... Amerikan üstleri var gerekçesiyle İran'ın bombaladığı körfez ülkelerinin İran aleyhine savaşa katılmamalarını temin için de Türkiye aynı tavrını sürdürdü.

Ancak geldiğimiz noktada Türkiye'nin ısrarla gösterdiği ahlakilik hali üçüncü taraflarca bir zaaf olarak anlaşılabilir.

Öyleyse Türkiye artık kartlarını daha açık oynamalı. Körfez ülkeleri konusunda hiç değilse kazan-kazan ilkesi gereğince bağlayıcı ve sürekliliği olacak ilişkiler geliştirmeli.

Bu bağlamda önemine binaen 6 Mart'ta yazdığımız 'Agresif Barış Harekatı' başlıklı yazımızın bir bölümünü bir daha dikkatlere sunmak istiyoruz:

"Bizce konjonktür de uygun;

Türkiye behemehal Suriye ile deniz yetki anlaşması imzalamalıdır. Aynı zaman diliminde olmak kaydıyla Lübnan da buna dahil edilmelidir. Hatta ne gerekiyorsa, nasıl olacaksa Mısır ile de aynı antlaşma imzalanmalıdır.

Burada kritik nokta; bu anlaşmalar kamuoyuna tek tek açıklanmayıp, nihai sonuca kadar gizlilik içinde yürütülmeli;

Sonra Türkiye, Suriye, Lübnan, Mısır ve Libya yöneticileriyle birlikte, şok bir şekilde, devrimci bir tavırla duyurusu yapılmalıdır.

Eminim ki bu şok davranışın, çok kısa sürede iç siyasette karşılık bulduğu görülecektir. Öteki türlü olursa, meseleler sündürülüp, sıradanlaştırılıp, anlamsızlaştırılacaktır.