Trump, Netanyahu'yu dizginleyebilir mi

İslamabad Mutabakatı'nın mürekkebi daha kurumadan takvim işlemeye başladı: 60 gün. Bu süre hem tehdit hem de fırsat
Bürgenstock'taki ilk teknik görüşmeler tamamlandı; Pakistan ve Katar arabulucuları, tarafların 60 günlük nihai anlaşma yol haritası üzerinde "cesaret verici ilerleme" kaydettiklerini açıkladı. Ancak bu tabloya bugün kritik bir hamle daha eklendi.
ABD Hazine Bakanlığı, İran kökenli petrol ve petrokimya ürünlerinin üretimi, taşınması ve ticaretine ilişkin tüm işlemlere 21 Ağustos 2026'ya kadar izin veren geçici genel lisansı yayımladı. Hazine Bakanı Scott Bessent'in bu adımı duyururken özenle seçtiği çerçeveleme dikkate değer: "İran, Hürmüz Boğazı'nda serbest ve açık geçişi taahhüt etti ve UAEA denetçilerinin ülkeye girişine izin verdi."
Yani lisans bir jest değil, karşılıklı taahhütlerin ekonomik somutlaşması. Türkiye de 2018'de ABD yaptırımlarının yeniden yürürlüğe girmesinden önce İran petrolünün önemli alıcıları arasındaydı. Bu lisans, enerji arzı açısından Ankara'nın doğrudan takibinde olması gereken bir gelişmedir. Ancak asıl mesele petrol değil. Asıl mesele, bu 60 günün sonunda kim masada kalacak sorusu ve bu sorunun cevabı Bürgenstock'ta değil, Tel Aviv ile Washington'daki iç güç hesaplaşmalarında şekillenecek. ABD istihbarat kurumları, Netanyahu'nun siyasi geleceğinin savaşa bağlı olduğunu; İsrail'de sonbahar seçimleri öncesinde Lübnan'dan çekilirse "Savaşı kaybetti" denileceğini Trump yönetimine raporladı. Bu, Netanyahu'nun sabotaj stratejisinin rasyonel zeminini açıklıyor: Lübnan'daki her bomba, mutabakatın en hassas maddesine -tüm cephelerde ateşkes şartına- yönelik hesaplı bir ihlal. Trump'ın Netanyahu'yu "Hizbullah ile ateşkes konusunda anlaş" talimatıyla geri adım attırması bu dinamiği yalnızca geçici olarak dondurdu.
Burası kritik: Trump, İran ile kalıcı barışta diretirse Netanyahu ile eninde sonunda varoluşsal bir hesaplaşmaya girecek. Bu hesaplaşmada Netanyahu'yu siyaseten etkisizleştiremeyen Trump, İsrail yerleşik lobisinin ve istihbaratının birincil hedefi hâline gelecektir.
Tarihten örnek verelim: 1956 Süveyş Krizi'nde Eisenhower, İsrail'i -İngiltere ve Fransa ile birlikte- Sina'dan çekilmeye zorladı. Bunu yapabildiyse, bunun tek sebebi müesses nizamın kendisi olmasıydı: NATO'nun kurucu komutanı, Amerikan askeri-endüstriyel kompleksinin tartışmasız sahibi. O güce sahip olan biri İsrail lobisini etkisizleştirebildi.