Savaş sonrası tedarik zincirinde Türkiye

İran merkezli savaş, yalnızca bölgesel dengeleri değil, küresel ticaretin ana damarlarını da kökten değiştirdi. Uzun yıllardır dünya ekonomisinin sacayaklarından olan Körfez- Süveyş hattı artık eskisi kadar güvenli değil. Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerji akışı risk altına girdikçe, maliyetler artıyor, süreler uzuyor ve belirsizlik derinleşiyor.
Bu tablo, ülkeleri yeni yollar aramaya zorluyor. Denizden geçen klasik güzergâhların yerini, giderek daha fazla kara ve hibrit hatlar almaya başlıyor. İşte tam bu noktada "Orta Koridor" dediğimiz hat öne çıkıyor.
Çin'den başlayıp Orta Asya, Hazar geçişi, Kafkasya ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan bu hat, sadece bir alternatif değil; yeni dönemin ana rotası olma potansiyeli taşıyor. Orta Koridor'un deniz yoluna göre iki kat daha hızlı, hava yoluna göre ise dört kat daha ekonomik olduğu belirtiliyor.
Ancak bu koridorun önünde kritik bir eksik halka vardı: Zengezur. Azerbaycan ile Nahçıvan arasında, Ermenistan'ın güneyinden geçmesi planlanan bu hat açıldığında, aslında sadece iki bölgeyi değil, büyük bir coğrafyayı birbirine bağlıyor. Daha da önemlisi, İran'ı devre dışı bırakarak kesintisiz bir ticaret ve enerji akışı sağlıyor.
Bugün Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki bağlantının İran üzerinden sağlandığını düşündüğümüzde, bu değişimin ne kadar stratejik olduğu daha net anlaşılıyor. Olası bir İran krizinde bu hattın kırılgan hâle gelmesi kaçınılmaz. Zengezur ise bu kırılganlığı ortadan kaldıran bir sigorta işlevi görüyor.
Bu sadece bir ulaşım meselesi değil. Enerji güvenliği, lojistik