Pizzagate skandalını hatırlayan var mı Çoğunluk için "komplo" denilip geçilen başlıklardan biriydi. Ancak bugün Epstein dosyaları ve meşum adanın müdavimi Bill Clinton'la birlikte ele alındığında, Hillary'nin özel kaleminin e-postalarındaki imalara da komplo gözüyle bakmamak gerektiğini söylemeliyiz.
2016'da Wikileaks tarafından yayımlanan Podesta e-postaları, içerik itibarıyla Washington elitinin iç konuşma dilini, bağış ağlarını ve perde arkası pazarlıklarını ifşa etmişti.
Resmî anlatı bunu "seçim müdahalesi" çerçevesine hapsetti. Oysa asıl mesele, yazışmaların kiminle, hangi bağlamda ve hangi imalarla yapıldığıydı. "Pizza", "pasta", "hot dog" gibi masum kelimelerin yoğun ve bağlam dışı kullanımı, kamuoyunda Pizzagate diye anılan bir pedofili ağına işaret ediyordu.
Pizzagate, Washington'un kapalı elit dili ve hesap vermezliğini görünür kılan ilk işaret fişeğiydi. Pizzagate de Epstein dosyaları da Batı'da güç, şantaj ve nüfuz siyasetinin nasıl çalıştığına anahtar deliğinden bakmamıza imkân sağladı.
Evet Epstein vakası, Podesta e-postalarının ima ettiği dünyayı somutlaştırdı. Çocuk istismarı, özel uçuşlar, sapkınlık mekânı olduğunu her detayıyla bağıran o ada ve "dokunulmazlık" şemsiyesi altındaki zulümler... Bunların tamamı, aynı zamanda şantaj üretmeye elverişli bir düzeni tarif ediyordu.
Sanırım Epstein'ın bir Mossad aparatı olduğuna dair artık kimsenin şüphesi kalmamıştır. Nitekim böyle bir ağ, büyük sermaye, siyaset ve istihbarat kesişimi olmadan uzun süre yaşayamaz. Yine de sıralayalım:
Epstein, öğretmenlik dışında hiçbir iş tecrübesi ve lisans diploması bile olmamasına rağmen, 1970 yılında CEO Alan Greenberg aracılığıyla Bear Stearns'te işe girdi. Greenberg, İsrail tahvilleri, İsrail bağlantılı şirketlerin ABD finans piyasalarına erişimi ve New York- Tel Aviv finans çevreleri konularında aktif bir Wall Street kurduydu.

11