Müsterih olmak

Hilâl Kaplan
21.06.2025
131

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Kurtuluş Savaşı'yla ayakta kalmaya çalışan, kaynakları tükenmiş bir millete marş yazan Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'na "Korkma!" diye başlar. Bu güçlü hitabında, hicret yolunda mağaraya sığınan Hz. Ebubekir'i teskin etmeye çalışan Allah Resulü'nden (SAV) ilham aldığı söylenir.
Akif'in "Korkma"sı, sıradan bir cesaret telkini değildir. O, milletin korkusunun kendi canı için değil; vatanın birliği, bayrağın dalgalanması ve dirliğin korunması adına olduğunu anlatır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Meclis grup toplantısında sarf ettiği "Milletimiz müsterih olsun" ifadesi, aklıma doğrudan Mehmet Akif'in o ilk feryadını getirdi: "Korkma!"
Cumhurbaşkanı son derece netti. Türkiye'nin menfaatleri, dirliği ve güvenliği konusunda hükümetin kararlı tutumunu vurgularken, halkın da içinin rahat olmasını istedi. Bu, sıradan bir temenniden öte, devletin en tepesinden gelen bir güven beyanıydı.
Çevremize baktığımızda tablonun endişe verici olduğu kesin. Soykırımcı İsrail'in İran'la sınırlı kalmayacağı artık açık. Siyonist yorumcular, her ne kadar sonradan inkâr etseler de nihai hedefin Türkiye olduğunu itiraf ediyor. Kuzeyimizde ise Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş hem şiddetleniyor hem de derinleşiyor.
Bu kadar fırtınanın ortasında Türkiye'de bir panik havasının olmaması, vatandaşların günlük hayatına devam etmesi, hatta muhalefetin zaman zaman komik çıkışlar yapacak kadar rahat olması elbette bir tesadüf değil.
Çünkü bu ülkede ister desteklesin ister karşı dursun, herkes şunun farkında: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin menfaatlerini korumak için mücadele veriyor.
Nitekim Rusya-Ukrayna savaşı başladığında sıcak çatışmadan uzak kalmayı başardı. Suriye'de geri adım atıyor gibi görünse de Türkiye'nin çıkarlarını hep gözetti. Savunma sanayii alanında yıllar öncesinden başlattığı atılımlar, bugün ülkemizi savunma alanında eskiden el açmak zorunda kaldığı ülkeleri geride bırakacak seviyeye taşıdı.