Milletin adamı 72 yaşında - HİLAL KAPLAN

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 72 yaşına girdi.
Bu, takvim yaşıyla ölçülebilecek bir rakam değil; çünkü Erdoğan söz konusuysa yaş, biyolojik bir eşik olmaktan çok siyasi tecrübenin birikimi demek.
Dünya tarihine bakıldığında, demokratik yollarla bu kadar uzun süre iktidarda kalıp hâlâ ülkesinin yönünü tayin edebilen, türlü iç ve dış saldırıya göğüs germiş, kriz anlarında merkezi sabit tutabilmiş, uluslararası masalarda belirleyici rol oynamayı sürdüren çok az lider vardır. Erdoğan'ın alametifarikası tam da budur.
Vesayet düzeniyle hesaplaşıp askeri darbelerin izlerini silmeye, yargı operasyonlarından askeri darbe girişimlerine, ekonomik saldırılardan bölgesel savaşlara, pandemi gibi küresel kırılmalardan yeni dünya düzeninin sancılarına kadar uzanan her dönemeçte Erdoğan, Türkiye'yi oyunun dışında değil, oyun kurucu olarak tutmayı başardı.
Bugün Türkiye, yalnızca coğrafyasının değil, sözünün de ağırlığı olan bir ülkeyse, bu liderlik tarzının sonucudur.
Erdoğan'ın siyasetini sevmek ya da eleştirmek mümkündür; ancak inkâr edilemeyecek bir gerçek var: O, Türkiye'yi edilgen bir ülke olmaktan çıkarıp kendi kaderi üzerine konuşan bir aktöre dönüştürdü. Batı'nın çizdiği sınırları kabullenmeyen, Doğu'yla ilişki kurmaktan çekinmeyen, gerektiğinde yalnız kalmayı göze alan bir siyasi duruş inşa etti. Bu, konforlu değil; ama tarih yazan liderlerin yolu da hiçbir zaman dikensiz gül bahçesi olmamıştır.