Karp, Bayraktar'a karşı

Palantir CEO'su Alex Karp'ın yayımladığı "Teknolojik Cumhuriyet" başlıklı 22 maddelik manifestoyu okudunuz mu Karp'ın manifestosunda yer alan kültürel hiyerarşi iması ve Batı üstünlüğü dayatması, teknolojik gücü elinde bulunduranların kendilerini dünyanın efendisi ilan etme arzusunun açık bir kanıtıdır.
Diğer savaş makinesi üreticilerinin hiçbirinin yapmadığını yaptı Palantir; açıkça Batı'nın diğer kültürlerin çoğundan üstün olduğunu ve dolayısıyla aşağı kültürlerin boyun eğdirilmesinin hak olduğunu ilan etti. Ya da yeni nükleer caydırıcılığın yapay zekâyla donatılmış silahlardan geçtiğini beyan etti. Japonya ve Almanya'nın tekrar silahla donatılması teklifi de kârdan öte bir derdi olan siyasi konumlanmayı izhar ediyor.
Bu ideolojik şovun sahadaki kanlı yansımalarına baktığımızda Palantir'in yapay zekâ destekli gözetim ve veri analitiği yazılımları ile Gazze'de yaşanan insanlık dramındaki aktif rollerini hatırlamamız gerekir. Sivil katliamlarına ve insan hakları ihlallerine yönelik haklı eleştirileri protesto eden barış aktivistlerini "faydalı aptallar" olarak nitelendiren Karp, insan hayatını sadece yok edilmesi gereken birer veri setine indirgeyen, normal biri gibi aramızda dolaşan sosyopattan fazlası değil.
Silikon Vadisi, insanlığa yabancılaşmış distopik bir evrene doğru savrulmuştur. Bu durum, teknolojinin insanlığı yaşatmak için değil, hegemonik güçlerin yıkım aracı olarak kurgulandığının da tekrar tescilidir aslında.
Belki henüz farkında değiliz ama kendisini küresel adaletin üzerinde konumlandıran bu kibirli zihniyet, sivil ölümlerini meşrulaştıran ve bazı toplumları "işlevsiz" ilan eden söylemleriyle modern dünyanın en tehlikeli kırılma noktasına işaret ediyor.
Teknolojiyi ahlaktan, savaşı ise vicdandan kopardığınızda geriye sadece soğuk ve acımasız bir tekno-faşizm kalıyor. Bu tehlikeli gidişata karşı en net ve anlamlı itirazlardan biri ise Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'dan geldi. Bayraktar, insanı hiçe sayan bu karanlık felsefeyi şu sözlerle deşifre etti: