Kabineye taze kan - HİLAL KAPLAN

Hilâl Kaplan
13.02.2026
17

Türkiye'nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey parlak sloganlar değil, devletin doğru işlediğini hissettiren kadrolardır. Sahada sorun çözmüş, karar alıp risk üstlenmiş ve icraatının arkasında imzasıyla durmuş insanlardır. Kabineye giren Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi bu açıdan sembolik iki isim.
Akın Gürlek'in kariyer çizgisi, Türkiye'nin son on yılda en çok zorlandığı alanların tam merkezinden geçiyor. Sadece siyasi dosyalar değil; kara para, yasadışı bahis, uyuşturucu ve örgütlü suç dosyaları. Yani görünmeyen, ama devleti içten içe çürüten alanlar. Gürlek'in adı bu dosyalarla birlikte anılırken, aslında verilen mesaj net: Devlet, "arka kapıyı da kilitleyen" refleksi sağlamlaştırmak istiyor.
Bu tarz dosyalar kamuoyunda pek alkış toplamaz. Çünkü sonuçları manşet değil, istikrar üretir. Para akışının kesilmesi, suç ağlarının dağıtılması, gri alanların daraltılması... Bunlar siyaset üstü işlerdir ama güçlü siyasal irade olmadan da yapılamaz. Gürlek'in kabinede yer alması, tam olarak bu iradenin teknik ve hukuki ayağının güçlendirildiği anlamına geliyor.
Mustafa Çiftçi ise sahadan gelen bir başka örnek. Valilik pratiği boyunca yaptığı şey, tartışmadan kaçmak değil; sorunlu alanlara doğrudan müdahale etmek oldu.
Erzurum'daki sahipsiz hayvan uygulaması bunun en çarpıcı örneği. Yöntemi beğenen de oldu, eleştiren de. Ama kimse şunu inkâr edemedi: Ortada bir karar, bir uygulama ve bir sonuç vardı. Türkiye'nin kronikleşmiş meselelerinde asıl eksik olan da bu zaten: Karar, uygulama ve sonuç zinciri...
Çiftçi'nin çizgisi, güvenlikten sosyal düzene, kırsaldan kente uzanan bir idarecilik refleksi sunuyor. "Herkesi