İsrail'in değişen ağırlığı

Washington'da uzun yıllardır zımnen kabul edilmiş bir siyasi ezber vardı: İsrail'in güvenlik kaygıları, Amerikan çıkarlarından önce gelirdi. Fakat son haftalarda hem Donald Trump'ın hem de Başkan Yardımcısı JD Vance'in açıklamaları, bu ezberin açıktan sorgulanmaya başladığını gösteriyor.
En dikkat çekici çıkış Vance'ten geldi. İran'la yürütülen müzakereleri sabote etmek amacıyla "İsrail hükümetiiçindeki bazı unsurların" Amerikan kamuoyunu etkilemeye çalıştığını söyledi. Daha da ileri giderek, Time dergisinde gördüğü "finanseedilmiş yabancı etki kampanyasına" cevabını tek cümlede özetledi: "Cehenneme gidin. BenAmerikan halkı için çalışıyorum."
Bu cümle, yalnızca diplomatik olmaktan uzak bir sitem değil; Washington'daki güç dengelerine ilişkin önemli bir zihniyet değişiminin işareti olabilir. Çünkü mesele artık İsrail karşıtlığı değil. Mesele, "Amerikan dışpolitikasını kim belirleyecek" sorusu.
Trump da son aylarda benzer bir çizgi izliyor. Basına yansıyan bilgilere göre Netanyahu'nun bazı askeri hamlelerinin kendi diplomatik planlarını bozduğunu düşünüyor ve bunu gizleme ihtiyacı hissetmiyor. Üslup aynı sertlikte olmasa da mesaj aynı: ABD'nin bölgeselstratejisini artık Tel Avivdeğil, Washington belirleyecek.
Elbette bu gelişmeler, ABD-İsrail ittifakının sona erdiği anlamına gelmiyor. Güvenlik, teknoloji ve istihbarat alanlarındaki ortaklık hâlâ son derece güçlü. Ancak artık ilişkinin doğası değişiyor. Eskiden Washington'da dile getirilemeyen eleştiriler bugün Beyaz Saray'ın en üst katından geliyor.
Şayet bu yaklaşım kalıcı hâle gelirse, Ortadoğu'nun önümüzdeki on yılı yalnızca bölgesel dengeler açısından değil, Washington-Tel Aviv ilişkisinin mahiyeti açısından da yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.