Instagram meselesi

Türkiye, kurallarına uymadığı için Instagram'a erişim engeli getirdi. Erişim engelinin ardından artık detone olmuş sesleriyle "Türkiye, Kuzey Kore ile aynı kategoride yer aldı. Bu devirde Instagram mı yasaklanırmış" korosu devreye girdi. Oysa burada birinci mesele Instagram'ın Türkiye'nin kurallarına uymaması, kendisini egemen bir güç olarak devletin yanına konumlandırmasıydı.
Instagram'ın sahibi olan META'ya bu özgüveni veren, her ne yaparsa yapsın Türkiye'de kendisinin yanında duracak bir kitlenin varlığından haberdar olması.
Haksızlık etmeyelim, onlar tam olarak Instagram'ın değil, Türkiye'nin karşısındalar. Kendi ülkelerini haksız görmeye programlanmış, bunun aksini düşünmeyi aklına bile getirmeyen bir ünlüler topluluğumuz var.
Oysa karşılarında özgürlüğün, terörün, doğrunun, yanlışın, meşrunun, gayrimeşrunun ve daha pek kavramın tanımını kendi başına belirleyen ve bunu asla tartışmaya açmayan ya da Türkiye gibi destekçisi çok ülkelerde açmayı düşünmeyen adeta devletleşmiş küresel bir şirket var.
ABD'de Biden'ın kazandığı başkanlık seçimlerinde bize dişlerini gösteren bu tekno-devletlere göre LGBT ve cinsiyet değiştirmeye teşvik eden çocuk istismarı normal; bunu eleştirmek insan haklarına aykırı.
Bu şirketlere göre İsrail 7 Ekim'den bu yana savaş suçu işlemiyor, hatta dünyanın en mazlum topluluğu olarak hayatta kalmaya çalışıyor.
Bu şirketlere göre PKK elebaşı Abdullah Öcalan eli kanlı bir terörist değil, PKK da çevrecilerden oluşan aktivist bir organizasyon.
Bunların aksini söylediğiniz zaman paylaşımınızı silmekten hesabınızı kısıtlamaya, hatta dijital yok etmeye kadar türlü yaptırımlar uyguluyor. Bu kararların temyizi de mümkün değil. Ancak Kuzey Kore ile benzerlik gösteren de sansür uygulayan da Türkiye!..
İnternette yapabilecekleri basit bir araştırmada cansiperane korudukları şirket için