Carl Schmitt, Siyasal İlahiyat'ın ilk cümlesinde egemenliği tanımlarken hukuk felsefesinin en rahatsız edici tespitini yapar: Egemen olan, istisnaya karar verendir.
Yani asıl iktidar, kuralı koyanda değil, kuralın ne zaman askıya alınacağına karar verende gizlidir. Schmitt için bu bir kriz anıydı; olağanüstü hâlin normu geçici olarak devre dışı bırakması. Ama yazdıkları Nazi dönemi için "bir istisna" değildi; maalesef evrensel bir normdu. Walter Benjamin bu tezi bir adım daha ileri taşıyıp billurlaştırır: Ezilenlerin geleneği bize öğretir ki, içinde yaşadığımız "istisna hâli" aslında kuraldır.
Kural her zaman vardır; ama kuralın kimin için askıya alınacağına karar verme gücü, asıl iktidarın nerede durduğunu gösterir. Bugün dünyadaki en büyük adaletsizlik de tam burada başlıyor: Bazı ülkeler için kurallar, bazı ülkeler için istisnalar. Bugün dünyada olup biten siyasetten ekonomiye, savunmadan hatta futbola kadar bu tezi kanıtlamıyor mu Sadece iki ayrı alandan örnek vermek isterim.
Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Kerim Han, 2024'te İsrail Başbakanı Netanyahu ve dönemin Savunma Bakanı Gallant hakkında Gazze'deki savaş suçları iddialarıyla tutuklama müzekkeresi talep etti; mahkeme bu talebi kabul etti. Ardından ABD Hazine Bakanlığı, Trump yönetiminin talimatıyla Han'ı ve UCM'nin başka yetkililerini yaptırım listesine aldı. Han'ın resmi e-posta hesabına erişimi bile bu yüzden bir süre engellendi.
Tam bu dönemde Han hakkındaki cinsel suistimal iddiaları kamuoyu gündemine oturdu; süreç iki yılı aşkın sürdü. Han, Mayıs 2025'te görevinden geçici olarak çekildi. Mart 2026'da üç hâkimden oluşan bağımsız bir panel, BM'nin soruşturma bulgularının "suistimal ya da görev ihlali teşkil etmediği" sonucuna vardı. Buna rağmen UCM'nin denetim organı Haziran 2026'da Han'ı görevden askıya alarak 125 üye devletin oylayacağı bir disiplin sürecine sevk etti. Mesaj açık: İsrail'i yargılamaya kalkarsan, yargılanan sen olursun.
İstisnaya karar veren egemenin eli, hukukun çok ötesine, dünya futboluna kadar bile uzandı. Dünya Kupası'nda ABD milli takımının yıldızı Folarin Balogun kırmızı kart gördü. Futbolun temel kuralı belli; kırmızı kart gören, bir sonraki maçta oynayamaz. Bu kural FIFA'nın kendi talimatnamesinde açıkça yazılıdır ve normalde itiraza dahi kapalıdır. Ama söz konusu ABD olunca kapılar bir anda açıldı.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, karardan hemen önce Donald Trump, FIFA Başkanı Gianni Infantino'yu arayıp Balogun'un durumunu bizzat gündeme getirdi; Beyaz Saray'ın Dünya Kupası görev gücü ve Ticaret Bakanı da süreçle temas hâlindeydi. Ertesi gün FIFA, disiplin talimatnamesinin cezayı kısmen askıya almaya imkân tanıyan bir maddesine dayanarak cezayı kaldırdı.
Aynı egemen elin daha az görünür ama daha derin bir izi var. ABD'nin göçmenlik yasağı listesinde yer alan İran, Dünya Kupası'na katılıyor ama vize kısıtlamaları yüzünden ülke içinde konaklayamıyor; takım Meksika'da üsleniyor, oyuncular yalnızca maç günü sınırı geçip ABD'ye giriyor, sonra yeniden güneye dönmek zorunda kalıyor. Federasyonun bazı personeli ise ABD vizesi bile alamadı. Ayrı bir vakada, Afrika'nın en iyi hakemlerinden Somalili

10