Davos'taki itiraf - HİLAL KAPLAN

Hilâl Kaplan
13.01.2026
13

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, 2017'deki Davos'ta şöyle demişti:
"Bir gün gelecek, karar alamama, aşırı politik doğruculuk ya da Avrupalıların Ortadoğu'yu, İslam'ı ve 'ötekileri' bizden çok daha iyi bildiklerini varsaymaları nedeniyle, Avrupa'dan çok daha fazla radikal aşırıcı ve terörist çıktığını göreceğiz. Üzgünüm ama bu düpedüz cehalettir."
Zayed'in, BAE'yi İslam'ı daha iyi bilen ve bu yüzden Avrupalı değerli dostlarını Müslümanlara karşı uyaran "iyi Müslüman" rolü büyük beğeni toplamıştı. Bugün bile aşırı sağcı İslam ve Türk düşmanı kişilerce sıklıkla paylaşılan bu sözlerin aslında samimi bir uyarı değil; İsrail'in güvenlik mimarisindeki bir çark olmaya hevesli BAE'nin Avrupa'da uzun yıllardır yürüttüğü örtük bir kara propaganda düzeneğinin uzantısı olduğu ortaya çıktı.
Avrupa Parlamentosu'nun ifşa ettiği gizli belgelere göre BAE, İsviçre merkezli şirketler aracılığıyla Avrupa'da karalama ve algı kampanyaları yürüttü. Gazeteciler, akademisyenler, sivil toplum aktörleri hedef alındı. Açık suçlama yoktu. Ama "arka plan", "şüpheli ağ", "radikalleşme riski" gibi etiketlerle insanlar işaretlendi.
Bu kampanyaların temel stratejisi son derece tehlikeli. İslam bir inanç, aşırılık ise bir olgu olarak ele alınmıyor. Bilinçli biçimde birbirine karıştırılıyor. Müslümanların kendilerini temsil etme hakkı ellerinden alınıyor. Ardından Batı'ya "alternatif bir İslam" pazarlanıyor. Sessiz, itaatkâr, içi boşaltılmış bir İslam temsili...
Bu anlatıyı yaymak için düşünce kuruluşları, medya organları, konferanslar ve "özenle seçilmiş" sesler fonlanıyor. Mesaj net: "Sorun İslam, çözüm baskı." Böylece hem Batılı güç merkezleri memnun ediliyor hem de otoriter politikalar meşrulaştırılıyor. Her türlü bağımsız