Fransa'da lise eylemleri eylül ortasında Paris banliyösünde başladı. Talepler sıradandı: Dökülen binalar, tıklım tıklım sınıflar, yerine kimse atanmayan öğretmenler... Yani bire bir kendi okullarındaki şartları protesto ediyorlardı.
Fransız devleti ise taleplere kulak tıkayıp sokağa odaklanarak protestoların daha da büyümesine yol açtı. "Sarı Yelekliler" dâhil farklı kesimlerin de katılımıyla sokak olayları diğer kentlere yayıldı. İçişleri Bakanlığı rakamlarına göre 6 Ekim'de 256 bin kişi yürüdü. Adalet Bakanlığı'nın 5 Ekim bilançosuna göre 5 bin 60 gözaltının yüzde 87'si reşit değildi. Lens'te 15 yaşındaki bir çocuğun eli polis bombasıyla koptu.
Sloganın kaynağı ise beklenmedik bir yerden geldi. Snapchat'te "Mamadou" adlı anonim bir hesap blokajların yerini soruyor, Cezayir bayraklı emojilerle "Bismillah c'est les tenebres" yazıyordu. Türkçesi "Bismillah, karanlık bu".
Öğrenciler bunun gruplara sızmaya çalışan sivil polislerin işi olduğuna kanaat getirdi. İddia kanıtlanmış değil. Ama mesele kimin yazdığı değil, yazanın zihnindeki öğrenci tasavvuru: Okulunu kapatan genç mutlaka Afrikalı bir isim taşıyor, ağzında besmele, elinde Cezayir bayrağı vardır.
Fransız gençliği bu karikatürü reddetmedi, bilakis sahiplendi. Cümle pankartlardan Brüksel'e, İtalya'ya, hatta Greta Thunberg'in diline ulaştı. Montreal'de "Tabarnak c'est les tenebres" (Lanet olsun, burası zifiri karanlık) olarak döndü. Hedef gösterilen besmele, faşistlere karşı ortak bir alaya, tahakkümün dili de onu ifşa eden bir aynaya dönüştü.
Günah keçisi arayışı gecikmedi. Philippe de Villiers, 3 Ekim'de göstericileri "büyük göçün ve Wokistan'ın çocukları" ilan etti. Trump 6 Ekim'de daha açık konuştu: Mesele okullar değil, ülkeyi ele geçirmek isteyen İslam'dı!
Oysa Odoxa anketinde Fransızların yüzde 62'si, 35 yaş altında ise yüzde 73'ü hareketi haklı buluyor. 17 Ekim'deki büyük eylem günü, Paris'te Cezayirlilerin katledildiği 17 Ekim 1961'in 65. yıldönümüne denk geldi. Cezayir bayraklı karikatür ile 1961 arasındaki hat, Fransa'nın kendi geçmişiyle hâlâ hesaplaşamadığının sembolü oldu diyebiliriz.
Cumhurbaşkanı Macron için bu, kapanan bir dönemin bilançosu. Elinde kırılgan bir hükümet ve gençliği "şiddet" kategorisine hapseden bir dil var. 16 Ekim'de Brüksel'den yaptığı sükûnet çağrısı, sokakla arasına mesafe koymuş bir cumhurbaşkanını resmediyor.

1