Türk muhalefetinin epistemolojisi son derece özgündür. Bu özgünlük, özellikle geriye dönük hakikat üretimi konusunda kendini gösterir. Yani bir kişinin kim olduğunu, o kişi tutuklanmadan önce değil, tutuklandıktan sonra öğrenmek. Felsefi bir yetenek bu. Hatta bir tür kehanet; ama kâhinler geleceği önceden söyler, bizim muhalefet geçmişi sonradan yeniden yazar. Daha verimli bir yöntem, değil mi!
Geçen hafta Haluk Levent tutuklanmadan önce şu tartışılmaz olgular belleklerimize kazınmıştı:
AHBAP, Kızılay'ın karşısında duran ahlaki bir sütundu.
AHBAP'a bağış yapmak, AK Parti iktidarına karşı duruşun görünür kanıtıydı.
Haluk Levent de bu duruşun beden bulmuş hâliydi; sahne karizmasını halkın acısına hasretmiş bir yurtseverdi.
Depremlerin ortasında, enkazların arasında çekilmiş o fotoğraflar muhalif hafızanın ikonografisini oluştururdu.
Bugün ise farklı bir gerçekle karşı karşıyayız. Tutuklanmanın üzerinden yetmiş iki saat geçmeden sosyal medya, bakanlık koridorlarında çekilmiş Haluk Levent fotoğraflarıyla doldu taştı. Yorumlar neşeli, neredeyse muzaffer bir tonla yazılmıştı: "Bakın! İktidarla kol kolayken nerede muhalifiniz"
Kim paylaşıyordu bu fotoğrafları Dün AHBAP'a bağışlarını iftiharla duyuranlar! Kızılay'a gitmeyi neredeyse ahlaki bir zafiyet sayan aynı çevre... Enkazda Levent'i göstererek "İşte gerçek muhalefet bu" diyenler!
İnsan bunu okuyunca bir an durup düşünüyor: Peki bu fotoğraflar dün de vardı, değil mi Bakan ziyaretleri o zaman da biliniyordu. AHBAP'ın devletle kurduğu ilişki o zaman da muğlaktı. Neden bu bilgi bugün kanıt, dün ise görmezden gelinen bir ayrıntıydı Yanıt basit: Dün bu bilgi muhalif kimliğe zarar veriyordu, bugün ise koruma sağlıyor. Hakikat burada işlevseldir; ideolojik değil, savunmacı bir araçtan ibarettir.
Asıl tablo şu: Muhalefet, AHBAP'a bağışı bir kimlik performansına dönüştürdüğünde farkında olmadan kendi tuzağını kurdu. Sivil dayanışmayı partizan bir tercih olarak kodladı. Kızılay'ı iktidara, AHBAP'ı muhalefete tahsis etti. Bu kodlamanın mimarları bugün Levent'in bakanlarla fotoğrafını paylaşarak sanki "Ben söylemiştim" diyebiliyorlarsa, bu sadece utanmazlık ve yüzsüzlük değil; aynı zamanda halkı aptal yerine koyduklarının resmidir.

4