Bir Ayşenur geçti..

Daha 26 yaşında pırıl pırıl bir gençti. Washington Üniversitesi'nde çift dal yapıp mezun olmuştu. Ailesi ile 25 yıldır ABD'de yaşadığı için Türk vatandaşlığı ile birlikte ABD vatandaşlığı da vardı. Yani "Avrupa'da yaşamak için necaset olmaya hazırım" diyenlerin hayalini kurduğu bir hayatı vardı.
Ancak Ayşenur Ezgi Eygi, yurt dışına kapağı atıp rahat etmeyi hayal edenlerden bambaşka bir hayatın sahibiydi. Siyonist terör örgütü İsrail tarafından şehit edildiği Batı Şeria'ya daha yeni gelmişti.
Filistin'e gelmeden önce Türkiye'deki akrabalarını ziyaret etmiş, onlara Ürdün'deki "BM toplantısına katılacağını" söylemişti. Türkiye'deki akrabaları "Belki karşı çıkarız diye bize Filistin'e gideceğini söylemedi" diyor. Ayşenur'un Myanmar'a Müslümanların hakkını korumak için gittiğini, mültecilerin haklarını korumak için İtalya'ya da gittiğini ekliyor.
Ayşenur Ezgi Eygi, parlak gülümsemesini kalbinin temizliğinden ve kendi sırtına yüklediği misyonundan almış bir kahraman. Bu yıl mezun olurken sahneye Filistin'e destek mesajı ile çıktığı videoyu izlerseniz kendisinden nasıl emin olduğunu rahatlıkla anlayabiliyorsunuz.
Siyonist lobinin İsrail karşıtı eylem yapan üniversite öğrencilerini fişlediğini bile bile Filistin ile dayanışmak için sürekli çabalayan bir mücadele insanıymış. ABD'de dahil olduğu ve adını Bakara Suresi 143. Ayetten alan Wasat (mutedil, ortada ) isimli İslami STK ile yaptığı çalışmalar ona kafi gelmedi. Ayet-i Kerime'de bahsedilen "Allah'ın hidayet verdiği kimselerden başkasına ağır gelecek" faaliyetlerine devam etti.
Güler yüzü, ellerindeki yüzükler ile çalıştığı STK'yı tanımladığı afişinde yazdığı yazının hakkını verdi: "Wasat benim için Allah'a tam teslimiyet yolculuğumda destek olmam gereken ümmettir. Birbirini doğru yolda desteklemeye adanmış bir topluluk."
Ayşenur sorumluluğunu yerine getirdi. Ekran karşısında göz yaşı döküp hayatına devam etmedi. "Vasat ümmet" ayetinin tefsirini hem yaşantısı ile hem de şehadeti ile bizlere öğretti. Bizi olağan hayatlarımızdan utandırdı.