Fosfor bombalarıyla eti kemiğine yapışmış cenazeler, enkaz altından paramparça çıkarılıp uzuvları poşetlere doldurulan çocuklar, ölüme terk edilen ve naaşları kurtlanana dek kimsenin yanlarına gitmesine izin verilmeyen bebekler, toplu mezarlara buldozerlerle gömülen cenazeler, susuzluk, açlık...
Gazze'de yaklaşık iki yıldır süren soykırım sebebiyle hayal bile edemeyeceğimiz zulüm biçimlerine tanık edildik. Şimdi bu barbarların elebaşı çıkıp "Medeni dünyaya sesleniyorum" diye başladığı konuşmasıyla İran'a saldırıyı meşrulaştırmaya çalışabiliyor. İngiltere, ABD, Fransa ve AB liderleri de "İsrail'in kendini savunma hakkı"ndan dem vurabiliyor.
Ortadoğu'nun en saldırgan aktörü, kurulduğu tarihten itibaren tartışmasız İsrail'dir. Elinde tuttuğu tek taraflı nükleer güç avantajıyla, bu coğrafyada hem siyasi hem askeri anlamda cezasızlıkla hareket etmiştir. Attığı her bombada, işlediği her cinayette arkasında aynı güven vardır: Sessiz kalan Batı.
İsrail'in Gazze'de başlattığı yıkım, bir askeri operasyon değil, sistematik bir imha kampanyasıydı. 2023 Ekim'inden bu yana 55 binden fazla insan hayatını kaybetti. Bunların en az 26 bini sivil, binlercesi çocuktu. İsrail'in "terörle mücadele" bahanesiyle başlattığı bombardıman, okulları, hastaneleri ve mülteci kamplarını hedef aldı. Gazze'nin altyapısı, suyu, elektriği, yolları ve yaşam kaynakları kasıtlı biçimde yok edildi. Bu bir savaş değil, bir yok etme operasyonuydu.
Batı Şeria'da gece baskınlarıyla insanlar evlerinden alındı. Gözaltına alınanlar ya sonsuza kadar kayboldular ya da sokak ortasında vuruldular. Resmi rakamlar yetersiz ama yüzlerce ölüm ve binlerce tutuklamayla sonuçlanan baskılar, hukuk dışı bir işgal düzeni yarattı.
Lübnan'da Hizbullah'ı hedef alma iddiasıyla başlatılan saldırılar, sivillerin üzerine yağdı. 4 bin 200'den fazla insan hayatını kaybetti. 2 bin 800'den fazlası sivildi. Köyler yerle bir edildi. BM gözlem noktaları bile vuruldu. İsrail, askeri hedeflerin yanında sivil alanları da doğrudan vurdu. Uluslararası hukuku yok saydı. Sessizlik, burada da suçun ortağı oldu.
Suriye'de yürütülen hava operasyonları sadece askeri tesisleri hedef almadı. 2024 yılında İran'ın Şam'daki konsolosluğu vuruldu. Diplomatik dokunulmazlık, bir hava saldırısıyla paramparça edildi. Bu saldırıda Devrim Muhafızları komutanları hayatını kaybetti. O yıl Suriye genelinde İsrail saldırılarında yaklaşık 390 kişi öldü. Bunların bir kısmı İranlı askerlerdi ama onlarca sivil de bombaların altında can verdi.
İran'da yürütülen operasyonlar daha sinsiydi. Nükleer bilim insanları birer birer öldürüldü. Sadece son iki haftada 14 İranlı bilim adamı katledildi. Bazıları arabalarında, bazıları evlerinde suikasta uğradı. 2024 ve 2025'te doğrudan hava saldırılarıyla İran toprakları hedef alındı. Sadece 13 Haziran 2025'te 78 sivil hayatını kaybetti. 300'den fazla kişi yaralandı. İran'da yürütülen bu saldırılar,

68