Savaş iki taraflı zarardır

Şimdi sosyal medya sayesinde herkes her konuda uzman oldu ya, ahkâm kesiyorlar ya, bunlardan bir kısmı -içlerinde akademisyen bile var- Sayın Cumhurbaşkanına hitaben: "Ver emri, yüklen İsrail'e, bitir işini, dünya bu beladan kurtulsun" diyorlar.

Diyorlar da bunu nasıl diyebiliyorlar, buna şaşıyorum.

İsrail'in arkasında başta ABD ve dünyaya yayılmış diasporası olmasa bir adım atamaz; bu sebeple İsrail ile savaşa karar vermek, işte bu arkasındakiler ile de savaşa karar vermektir; hesabın buna göre yapılması gerekir.

Evet, zaruret hasıl olunca hesap değişir ve hak hukuk savunulur, ama başka çare kalmayınca.

Şimdilik devlet aklı, diplomasiyi savaşa tercih ediyor, bu yoldan çareler arıyor, geceyi gündüze katarak çalışıyor, çabalıyor.

Allah muvaffak eylesin.

Yazımın başında "savaş iki taraflı zarardır" diyorum. Büyüklerimiz de mealen şöyle demişler: İki testi birbirine çarpılırsa biri kırılabilir ama diğeri de çatlar".

Bakın sözde dünyanın, askeri bakımdan en güçlü ülkesi sanılan ABD, İsrail'in vekili olarak İran'la savaşıyor, kim zafer kazandı pek belli değil. Ciddi yorumcular kazananın İran olduğunu, ABD'nin ise çok şey kaybettiğini söylüyorlar. Diyelim İran kazandı, peki bu nelere mal oldu!!!

Güçten başka bir şeyle yola gelmeyen bir devlet varsa ve dünyanın dengesini bozuyorsa bunu durdurabilmek için caydırıcı güce ihtiyaç vardır; bu güce sahip olan devlet barış için çabalarsa onun çabası semere verebilir. Düne nispetle bugün Türkiye daha fazla itibar görüyor, sözü dinleniyor ve ona karşı savaş göze alınamıyorsa bunun baş sebebi savunma sanayimizdeki gelişme, askeri gücümüzdeki artış ve bunun diplomaside ustalıklı kullanılışı değil midir

Nükleer silah dahil olmak üzere dünyanın en güçlü devletinin bile bize saldırma niyetini engelleyecek her türlü maddi ve manevi güce sahip olmalıyız, ama nükleer silah dahil olmak üzere bu gücü, zulmü ortadan kaldırmak için başka çare kalmadığında kullanabiliriz; yoksa zalimlerin yaptığı gibi zayıfları sömürmek için kullanamayız.

Bu girişten sonra Kur'an-ı Kerîm'in 27. suresi olan Neml suresinden, yazımın başlığına uygun birkaç âyet (32 ve devamı) meali ve kısa açıklamasını vereceğim:

32Kraliçe şöyle dedi: "Efendiler! İçinde bulunduğum durum hakkında bana görüşünüzü açıklayın. Sizin görüşünüzü almadan asla bir işe kesin karar vermem."

33Şu cevabı verdiler: "Biz güçlüyüz, zorlu savaşçılarız, yine de yetki senindir; artık ne buyuracağını sen düşün."

34Kraliçe şöyle dedi: "Krallar bir ülkeye girdiler mi, oranın altını üstüne getirirler ve halkının ulularını aşağılanmış duruma düşürürler. Bunlar da öyle yapacaklardır.