Ben, ülkemizde genel olarak din eğitim ve öğretiminde Diyanet, İmam Hatipler ve İlâhiyat fakültelerinin -nitelikleri ve imkanları bakımından- önde olmalarından yanayım.
Başarının en önemli şartlarından biri de öz eleştiri (nefis muhasebesi, kendini hesaba çekmek…) olduğu için önce Diyanet konusunu yazdım. İlahiyat ve İmam Hatiplerle ilgili de birer yazı kaleme alacağımı söyledim.
Değerli ilâhiyat ilim adamı Prof. Dr. Hayati Hökelekli'nin köşeme aldığım yazısı beni yazma külfetinden kurtardı, kendisine teşekkür ediyorum.
ÜLKEMİZDE İLAHİYAT EĞITİM-ÖĞRETMİNİN ÜÇ ANA SORUNU1. Dini bilginin güncellenmesi
Din, hayatı nasıl anlamlandırmak ve yaşamak gerektiğine rehberlik eder. Bilgi ise, olguları keşfetmenin, düzenlemenin ve yeni gelişmelere ışık tutmanın, aracıdır. Dinin değişmez sabiteleri (=inanç, ibadet, ahlak) ve yeni şart ve durumlara göre uyarlanan değerleri (=muamelât) vardır. Hayatın her alanında olduğu gibi, din alanındaki bilgilerin de geliştirilmesi, dil, üslup, anlam ve anlatımların yenilenip düzenlenmesi, işlevselliğini koruması bakımından bir zorunluluktur. Toplumsal ve kültürel hayatın akışkanlığına uygun olacak şekilde, dini anlatma ve öğretmede kullanılan bilgilerin güncellenmesi, din ile hayat arasındaki uyumun sağlanmasında büyük önem taşır.
Günümüzde, son elli yılda bilimsel, teknolojik, kültürel ve toplumsal çok büyük ve hızlı değişimler yaşanıyor. Genç nesillerle yetişkinler arasındaki kültür, yaşam anlayışı ve alışkanlıkları kökten farklılaşıp başkalaşıyor. Yetişkinlerin çocuk ve gençler üzerindeki etki ve yetkisi silikleşiyor, sosyal medya ve dijital kanallarla olan etkileşim ön plana çıkıyor.
İlahiyat Fakülteleri, dini bilginin günümüz şartlarına göre üretildiği, öğretildiği en üst seviyedeki akademik kurumlardır. Fakat mevcut haliyle, dünyadaki ve toplumdaki gelişmelere uygun şekilde, kısa zamanda ders plan ve programlarını yenileme anlayış ve kabiliyetine sahip durumda değildir. Ders programları ve burada ele alınan konuların yüzde doksan beşi, güncelliği olmayan, mevcut hayata dokunmayan tarihsel konu ve olaylarla sınırlı rivayet, ölü metafizik tartışma ve iktibaslar yığını bilgilerden oluşmaktadır. Bilgiyi dini-dünyevi diye iki farklı alana bölmek, pedagojik olarak bir değer taşısa da sistematik olarak doğru değildir. Bu yüzden günümüz ilahiyatçısı eğer toplumun manevi rehberlerini yetiştirmede etkin ve yetkin bir görev yapacaksa, günümüzdeki tüm bilimlerin araştırma sonuçlarından az-çok haberdar olması gerekir. Başta insan ve toplum bilimleri olmak üzere, bilimin ve teknolojinin her alanındaki gelişmeler, yeni bir dünya görüşünün temelini oluşturuyor ve insanlar da bu yenidünyada yaşamlarını sürdürüyorlar. Bu yenidünya görüşünün dışından insanlara seslenmek, onlara rehberlik etmek mümkün değildir. Sosyal medya, yapay zekâ, dijitalleşme, küreselleşme, transhümanizm, nano teknoloji, kuantum fizik anlayışı vb. konulardan uzak ve habersiz, sadece geçmiş yüzyıllarda tarım toplumunun dünya görüşü ve anlayışı çerçevesinde üretilmiş eski dini anlatım ve bilgi kaynaklarına bağlı kalarak din eğitim-öğretimi yapmak, topluma yabancılaşmak ve toplum gerçeğinden uzaklaşmak demektir.
Bu bağlamda, ilahiyat fakülteleri ders plan ve programlarını, konu ve içeriklerini her yıl gözden geçirmeli, toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenlemelere yer vermelidir. Hocalar da bu anlamda yeni gelişmelere dikkat kesilmeli, kendi birikimlerini yenileyip güncellemelidir.
2. Kalite sorunuİlahiyat Fakültelerinin öğrenci kaynağı yüzde doksan-doksanbeş imam hatiplerdir. Buradan mezun öğrencilerin en yetenekli ve başarılı olanları yükseköğrenimleri için ilahiyat dışı alanları seçmektedir. İlahiyatlara ancak vasat öğrenciler gelmektedir. Bu da eğitim-öğretimin kalitesini düşüren önemli bir sorundur. En başarılı ve yetenekli İHL öğrencilerinin (hiç olmazsa bir kısmının) ilahiyat fakültesini seçmelerine imkân tanıyan, teşvik edici cazip (karşılıksız burs, vb.) bazı uygulama ve düzenlemelere ihtiyaç vardır. Ailelerin en zeki çocuklarını İlahiyatlara yönlendirmeleri sağlanmalıdır. Günümüz ilahiyatçısının son derece zeki ve yetenekli olması, dünyadaki gelişmeleri doğru anlayıp değerlendirmesi ve dini de bu çerçevede toplumun anlayışına yaklaştırması önem arz ediyor.

3