Kin ve cehalet

Her ikisinden de Allah'a sığınarak söze başlamak isterim.

Tabii, mübarek olan bu ayın ümmete uyanış, rahmet, bereket, mağfiret vesilesi olmasını da Allah Teâlâ'dan niyaz ederim.

İki memleket evlâdı yüksek düzey devlet görevine tayin ediliyorlar; biri İçişleri Bakanı, diğeri Adâlet Bakanı oluyor; sicilleri tertemiz, tahsilleri ve yaptıkları vazifelerdeki başarıları dillere destan… Cehalet, kin, nefret ve ideolojik bağımlılığın gözlerini ve vicdanlarını kör ettiği kimseler ortalığı velveleye veriyorlar, "Laiklik elden gidiyor", "Adım adım şeriat geliyor", "Bir vatan haininin kabrini ziyaret eden İslamcı kişi nasıl İçişleri Bakanı oluyor" gibi cümleler, her türlü medyada tozu dumana katıyor.

Ben ağzımın kapağını açsam epeyce uygun şeyler söyleyebilirim ama bu bize yakışmaz.

Bu yazıda İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'nin, İskilipli Atıf Efendi dolayımında itham edilmesinin kin ve cehaletten kaynaklandığını, doğru bilgi vererek ortaya koyacağım.

Biraz uzaktan başlayacağım ve belki bir yazı yetmeyecek, ama öyle yapacağım.

Benim, "İslâmî Hareket Öncüleri" isimli beş ciltlik bir kitabım var, bunun üçüncü cildinde İskilipli Âtıf Efendi'yi de 45 sayfa yazdım. Kitap ve makale olarak daha pek çok kaynak var. Bana göre bunların, başkalarına da kaynak olan en sahih ve önemlisi, Ordinaryüs Prof. Ebülulâ Mardin'in "Huzur Dersleri" isimli kitabındaki biyografidir (II-III. s.969- 976).

Merhum Mardin, Âtıf Hoca'yı niçin bu kitaba almıştır

Çünkü Âtıf Hoca, H. 1340-1341'de Huzur Derslerine muhatap olarak katılmıştır.

Huzur Dersleri nedir

Huzur Dersleri, Sultan III. Mustafa döneminde 1172'de (1759), seçkin ilim adamlarının iştirakiyle, Ramazan aylarında padişahın huzurunda yapılmak üzere "Huzur Dersleri" adıyla başlatılan ve 1341 (1923) yılına kadar devam eden ilim meclisleridir.

Peki, Âtıf Efendi'yi bu kitapta savunan Mardin Hoca (1881-1957) kimdir

Hayat hikâyesinden bazı pasajlar aktarayım:

1903 yılında Dârülfünun Mekteb-i Hukuk'tan birincilikle mezun oldu.

1910 yılında İstanbul'da Mekteb-i Hukuk ve Mülkiye'de arazi, evkaf ve medenî hukuk dalında öğretim üyeliğine başladı. Bu görevini, Mekteb-i Mülkiyye'de fakültenin Ankara'ya taşınmasına (1936) ve Hukuk Fakültesi'nde ise emekli oluncaya kadar (1951) sürdürdü.