Yıllar sonra gelen bir nefhâ... Zengin vahalardan çıkıp gönlümü ferahlandıran kırkikindi... Aşkın en saf izdüşümünün tek bir cümleye sığmış hâli... Renklerin en canlısı, heyecanın zirvesi, güllerin kaneviçesi...
İnsanın ruhu beslediği kadar beslenmeyi de istiyor. Başkalarına pansuman yaptığı kadar kendi yaraları da görülsün istiyor. Hatıralar, anılar, yaşanan pek çok şey gözünün önünden gitmediği gibi, onunla ilgili anılar da hatırlansın istiyor. Aslında kalıcılık istiyor, bekâ istiyor, likâ istiyor. Duvarlara yazılmış resimler ve yazıtları biz şu anda çözmeye çalışıyoruz. Neden İnsanların duygu aktarımına her dönemde ihtiyacı olmuş çünkü. Kâh resimle anlatmış meramını, kâh yazıyla, işaretlerle... Bir şekilde aktarmak istemiş kendini. Peki hep dinleyen taraf olunsaydı ne olurdu Hep yara iyileştiren, pansuman yapan, şifa sunan, ilgilenen, şefkat gösteren, anaçlığıyla sarıp sarmalayan tek bir taraf...
ok zor bir ânınızı düşünün. Acile gitmişsiniz inliyorsunuz. Doktor hemen müdahale yapıyor, röntgen, tetkik, tahlil vs. Teşhisinizi koyuyor, ilaç veya serum veriyor, yatıyorsunuz, serumunuz bitince kapıdan çıkıp gidiyorsunuz. Hiç kimsenin aklına gelir mi, doktora gidip teşekkür ederim sayenizde kurtuldum, Allah razı olsun demek Ya da daha sonra gidip bir çiçek götürmek... Ben hiç yapmadım, bilmem sizi. Hayatımızda da vardır böyle insanlar. Her sıkıştığınızda ona koştuğunuz... Ne söylerseniz söyleyin, hiçbir zaman yargılanmadan dinleneceğinizi bildiğiniz... Sesiyle, hâliyle sizi sarıp sarmalayan... İyi gelen nefesiyle dua eden... O acil doktoru gibi ruhunuzun röntgenini çekip sizi iyileştiren... Ve sizin ardınıza bakmadan gittiğiniz... Kıymetini bilmediğiniz, takdir etmediğiniz, bir güzel sözü esirgediğiniz insanların başında gelir onlar. Neden Bilen var mı
İnsan bir nevi beka addettiği kişileri hep oradalar diye kodlar ve bunun için fazladan emek vermek istemez. Belki de zihin, kendi konforunu bu düşünceden sağlar. Hangi insanların üzerine titreriz düşünsenize. Her an gitmeye hazır, bize dönüp bakmayan, aramayan, sormayan ve bizim 'bu hep benimle olur/kalır' diye anlamlandıramadığımız insanların üzerine titreriz. ünkü beyin sürekli tetiktedir ve emek harcayarak onu kendine bağlamayı hedefler. Fakat başaramazsa, başarana kadar o tetikte kalma ve emek verme hali devam eder.

18