Yukarıdan Üsküdar'a doğru inerken...

Kısıklı'nın tenha çıkışından Altunizade'ye doğru yaklaştıkça irili ufaklı motosikletler çoğalıverdi...
Hepsi kurye...
Işıklarda durduk...
Birkaç otomobil yan yana yeşil yanmasını bekliyoruz.
Motorları saymak zor, o kadar çoklar ve kıpır kıpırlar...
Yeşil yanınca bir yarışta "start alır" gibi birden fırladılar.
Manzara bir Uzakdoğu filmini andırıyordu...

***

Çok değil, beş yıl önce size deselerdi ki...
"Kentlerimiz Hindistan'a dönüşecek... Motorlar vızır vızır dolaşacak... Binlerce motor kazası olacak... İşler motokuryelerle dönecek..."
İnanır mıydınız
Yok be yahu, der geçerdiniz...
Pandemide bile uyanamadık, işin doğrusu...
Dönüşüm öyle hızla geliyor, manzaramız değiştiğinde tam olarak algılayamıyoruz...

***

Bak şimdi!
Bu pazar günü biraz geçmişe gitsek mi, diye sorup kentin Anadolu yakasından konuşmaya niyetlenmiştim...
Fakat konu nereye geldi!

***

Altunizade...
Ergenliğimin büyülü semti...
Göztepe'den kalkıp Altınyurt'ta basket oynamaya geliyordum...
Kulübün büyükleri daha çok voleybol ve eskrim severdi...
Basket bölümünü benim gibi Moda ve Bağdat Caddesi çocuklarının ayağının alışması için açmışlardı sanırım.
Haziranda Altunizade nasıl hanımeli ve yasemin kokardı, anlatılmaz.
Sırf yeşillikti ortalık...
Korular, bahçeler...
Şimdiki işyerlerini, şık konutları ve hep tıkalı trafiğini bilenleri buna nasıl inandırayım, bilmem ki...
Adı da ilginçtir...
Derler ki...
Osmanlı'nın gayet varlıklı ailelerinden gelen Seyid İsmail Zühtü bir gün II.