Uzun yaşam... Ama 'iyi'si nasıl

"Uzun ve iyi yaşam" diyorlar...
Sabah, akşam her TV kanalında, her dergide ve sosyal medyada bundan bahsediliyor...
Uzmanları var, sürekli yeni araştırmalardan bahsediyorlar...
Röportajcılar "c"sini çatlatarak "longevity" (okunuşu lonceviti) diyor ki, sanırsınız bu kelimeyi ne kadar çok tekrarlarsalar, o kadar uzun yaşayacaklar...

***

Tamam!
Sağlık endüstrisinin yeni numarası bu...
Para harcayacak yaşlı nüfus büyüdükçe büyüyor, yani burada büyük pasta var...
Tabii kimse kalkıp "O kadar da uzun yaşamak iyi bir şey değil be" demiyor...
Kimse yaşlı insanın dinçliğinin o kişiyi "yaşlı" olmaktan çıkaramadığını itiraf etmiyor...
Longevity dedikleri de bağımlı bir hayat nihayetinde; şunu yap, bunu yapma, onu ye, bunu yeme, günde tonla takviye al, ara ara uzmanına görünmeyi unutma! (Çünkü sana bir avuç insan üzerinde yapılmış kıytırık araştırmaları muazzam buluşlarmış gibi anlatacak, sen de havaya gireceksin; yorgunluk üzerine çökünceye kadar...)

***

Neymiş
Bütün dünya bunun peşindeymiş...
Bazen "uzun ve sağlıklı yaşam" diyorlar buna, sonra "sağlık" tarafı hafiften gülünç kaçınca vazgeçiyorlar...
Bunları dinler, okur, izlerken...
Saçma sapan bir "herkes" algısı zihnimize yapışıyor, değil mi
Sanki...
Herkes 60'ını geçince yan gelip yatabiliyor ve avuç avuç yutulan takviyelere harcanacak parayı bulabiliyormuş gibi...
Sonra hakikatle yüzleşiliyor elbette:
Farklı sınıflar var, farklı sosyal kesimler ve farklı kültürler var...