Bir kafede oturuyorum...
Birkaç genç adam giriyor içeri, bir masa seçip yerleşiyorlar. Aralarından biri kalkıp çok saygılı bir tavırla yanıma yaklaşıyor...
"Selamün aleyküm... Haşmet Abi, değil mi"
Gözüm bir yerden, galiba bir TV dizisinden, medyadan falan ısırıyor ama nereden
Buyur ediyorum; anlatıyor, gördüğüm dizide ilk kez rol alıyormuş...
"Başladık işte!" diye mırıldanıyor; "İnşallah, hayırlı bir kariyerin olur" diye cevaplıyorum; "İnşallah" diyor gönülden...
Sonra konuşuyoruz; hayattan, insanlardan, gelecekten...
Duruşundaki mütevazılık, halk çocuğu tavırları ve sözlerindeki edep dikkat çekici...
Ona bakıp dinlerken içimden şöyle geçiriyorum; "Umarım böyle kalır."
***
İsim vermeme gerek yok!Çünkü bu anlattığım sahne uzun yıllar boyu farklı yerlerde ama hep aynı şekilde gerçekleşti...
Sonra
Sonrası Serhat Kılıç'ın cenaze törenindekiler (!) gibi geldi genellikle...
***
"Sanat camiası" deniyor ya, işin sanat sepet tarafı tartışılır, lakin konumuz orası değil...Malum, malum cenazenin ardından bu camianın (ki basbayağı bir cemaat gibiler) hali sosyal medyada dalga konusu oldu...
Ağlanacak hal aslında ama o garip taziye cümlelerine gülmemek de imkansız...
"Toprak onu incitmesin; üzerine ışıklar yağsın; devri daim olsun, yolculuğu su gibi sakin geçsin; ışık ruhuna eşlik etsin, vd."
Eh, herkes fark etmiş elbette...
Bu cemaat gayet iddialı biçimde suya, yağmura, ışığa inanıyor ama "Allah rahmet eylesin" demekten, Allah'ın adını anmaktan itinayla kaçınıyor...
***

15