Ruhumuzdaki fırtınalar ve kayıp sevinçlerimiz

Bireysel tercih...
Ne şık bir ifadedir bu...
Ama geniş kalabalıkları ilgilendiren kararlarda ve takım sporlarında havası sönüverir...
Çünkü asıl gerçeği saklamaktadır.

***

İyi de...
Bütün gelişmeler bencil bir başarının peşine düşmenin "çıkmaz yol" olduğunu gösteriyorsa...
Ya hedefi yakalamaya ( golü atmaya ) senden daha yakın birisi varsa Ve ona destek çıkman en doğru yolsa...
Ne yapmalısın
Ne yapacaksın
Yine de bencilliğin ağır mı basar
"Hep o pohpohlanıyor, hep o alkışlanıyor, benim becerilerim görmezden geliniyor" diye içinden söylenir ve kendi yoluna ( "çıkmaza" ) doğru ilerler misin

***

Hayatta da, hayatı taklit eden oyunlarda da kritik sorular bunlar...
İç dünyamızın anaforlarında bir çırpıda boğulurken ortak sevinçlerimiz kaybolup gitmiştir; fark ettiğimizde geç olur.
Yalan mı

***

Dünya Kupası'nda...
Norveç-İngiltere çeyrek final karşılaşmasının 43. Dakikasında Norveç'in üst seviye hücum oyuncularından Alexander Sorloth yukarıda anlattığım türden bir hesaplaşmanın içine düştü...
Norveç 1-0 galipti.
Sorloth bomboş durumdaki takım arkadaşı ve turnuvanın yıldızı Haaland'a pas atmadı...
Aslında Sorloth'un oynamayı sevdiği golcü mevkinde oynayıp kitlelerin alkışlarını üzerinde toplayan Haaland "atsana" diye seslendi...
Fakat ruhundaki patırtı Sorloth'un kulaklarını sağır etmişti...
Sonra
Gol pozisyonu heba olup gitti...
Futbol, hayattan daha hızlı, daha acımaszıdır.
Bu pozisyondan iki buçuk dakika sonra İngilizler gol atıp durumu berabere yaptılar.
Sorloth'un biraz haset, biraz bencillik içeren tercihi takımı için