Bir gün, bir vakit, bir yaş geliyor ve kafanıza dank ediyor...
Artık geçmişiniz, geleceğinizden çok ama çok daha uzundur...
Bugünü kucaklıyor, bugünün getirdiklerini seviyor olabilirsiniz...
Fakat bilirsiniz ki, şimdi size asıl yoldaş hatıralarınızdır...
***
Öyle bir çağdır ki o...İlle de bugünde kalma ısrarınız ve hatıralarla yaşamaya burun kıvırmanızın anlamı kalmaz. (Hem çevrenizde tatlı çocuklar yoksa, bugünde kalmak için niye ısrar edesiniz, değil mi) Bunu bilin ve geleceğinize öyle hazırlanın!
***
Ah, o depresif fakat güzel adam, Cioran yani, "Unutabilen kişi azizdir" derken haklıydı...Fakat unutmak zor diye, hafızamızı zehirli bir kuyuya çevirmenin ve o kuyudan devamlı su çekmenin de anlamı yok, emin olun!
Hafızanın kaşları çatıktır.
İltihap toplamaya yatkındır, doğru...
Ama biz istersek, yumruklarını sıkmayı bırakıverir...
Biz istersek...
Güzel hatıraları kucaklar, okşar, saklar...
Şimdi bunu daha iyi anlıyorum...
Şimdi çağırınca güle oynaya geliyor güzel hatıralar, ilaç gibiler...
***
Şunu da çok iyi biliyorum artık...Yaşarken üzerinde durmadığımız veya öyle gelip geçici sandığımız pek çok hoşluk hafızamıza imzasını atıyormuş...
İnanmayacaksınız ama zarif bir el hareketi veya minicik bir sevinç çığlığı dipdiri hâlde onlarca yılı aşabiliyormuş...
Ve kokular...
Basbayağı kalıcı bir yoğunluğa sahiplermiş meğerse...
Kokular da hatırlanır ve bağra basılırmış...
***
Daha önce de bahsetmiş miydimSevdiğim yazar Gospodinov'un o eşsiz romanı "Zaman Sığınağı"nın kahramanı bir yerde şöyle mırıldanır mesela...

16