Kendi kendimize bakabiliyor muyuz

TV muhabiri parkta yakaladığı yaşlılara soruyor:
"Huzurevlerinde sıra varmış, ne diyorsunuz"
Gözlerinden nasıl bulutlar geçiyor, kelimelerle anlatmak imkânsız...
Durumdan haberdarlar, içlerinden biri "Arkadaşım kaydoldu huzurevine, üç yıldır bekliyor" diyor.
Bir diğeri buruk bir gülümsemeyle mırıldanıyor:
"Ben kendi kendime bakarım..."
Muhabir, "Çocuklarınız yok mu, bakacak kimse yok mu" diye soracak oluyor...
Hepsi aynı cevabı veriyor: "Ne yapsınlar, çocukların her birinin ayrı derdi, ayrı işi var."
Bu cümle bütün parıltılı toplum güzellemelerini, akademik teorileri, sosyal medya lafazanlıklarını silindir gibi ezip havaya karışıyor...

***

Sokaktaki gerçek ile sokak üzerine ettiğimiz sözler arasında muazzam bir mesafe var artık...
Türkiye gitgide yaşlı bir toplum oluyor ama her beş yaşlıdan birinin yalnız yaşadığından haberimiz yokmuş gibi yapıyoruz.
Oysa gözlerini TV muhabirinden kaçırarak "Ben kendi kendime bakarım" diyen adam gayet net bir gerçekliği ve toplumun hızla değişen yüzünü anlatıyor.
Eskiden sadece pek müreffeh kesimlerde görülen (arada sırada gidilip hatırı sorulan) yalnız yaşlılık şimdi bütün kesimler için kaçınılmaz bir tercihe dönüşmek üzere...

***

Peki sadece yaşlılık mı sorun
Hayır!
Dümdüz söyleyeceğim...
Para konusu var ya...
Aile ilişkilerimizdeki bütün sökük yerlerini birer birer patlatıyor...
Aile düzeni diyoruz ya, artık açık "düzensizlik", hatta basbayağı hır gür olup çıkmak üzere artık.
Para varsa, bağlılık gösterişiyle durum ilk kriz anına kadar idare ediliyor...