İskender Paşa Camii restorasyonu bitti, küçük meydanın yüzü gözü tekrar açıldı.
Ezbere biliyorum her köşeyi...
Kahvenin şemsiyelerindeki yazıları...
Yoğurt kaplarının boyutlarını...
Güvercinlere yem serpmenin keyfini ve inanmayacaksınız ama kuşların o sırada tek tek şımarışlarını...
"Karşıya motor-05441782020" yazılı tabelayı...
Bembeyaz iskelenin çürümeye başlayan yanlarını...
***
Gözlerini kapat diyor içimden bir ses, kapatıyorum...Açıp kapama değil ama...
Uzunca kapatıyorum!
Ve her şey konuşmaya başlıyor.
Gözlerim açıkken uğuldayan kulaklarım birden arınıyor, sesler berraklaşıyor.
***
Gözün doyumsuz arayışından biraz olsun uzaklaşmamız gerektiğini düşündüğünüz oluyor mu hiçMüziksiz, ritimsiz bir görselliğin baskısından bunaldığınız oluyor mu
Gözlerimizi yumup dinlemeye başladığımızda birden eşyalar konuşmaya başlıyor; çok hafif poyraz esintisi bile şarkı söylemeye başlıyor...
***
Gözlerim kapalı hâlde sağ ayağımla yanımdaki sandalyeyi itiyorum...Başka zaman olsa...
Çıkan sese kızarım, kendi kendimi ayıplarım...
Şimdi çocuk gibi hoşuma gidiyor, ses elle tutulur bir cismi andırıyor.
***
Byung-Chul Han mı demişti, tam hatırlamıyorum, bakmaya da üşendim..."Gözlerimizi kapatmak bugünün hız toplumundan kaçmamıza kapı açar" gibi bir cümle...
Altına imzamı atıyorum şu an...
Modern hayat bizi "hiper uyanık" insanlar olmaya zorluyor.
Yorgunuz bu yüzden...
Çok yorgunuz...
***
Ekrem elinde tepsi masadan masaya koşarken beni gözlerimi yummuş hâlimle gördüyse, ne yaptığımı anlamış mıdır, bilmem.
5