Kâbus - HAŞMET BABAOĞLU

"Zaman öyle akıyormuş gibi gelir bize.
Her şey bu akış içinde eriyip gidermiş gibi..."
Emekli dedektif Cohle parmaklarının arasında ezip insan şekilleri verdiği boş içecek tenekelerine bakarken sözlerine şöyle devam eder: "Zamanı kuran ölümdür. Öldüreceği şeyler büyüyüp gelişsin diye..."
Sonra kendisini sorguya çekenlere bakar:
"Oysa öteki boyuttan baktığınızda, zaman küre değildir, dümdüz bir çemberdir. Yaşadıklarımız döner döner geri gelir. Bir daha, bir daha..." Bir an susar Cohle, sonra şunları söyler: "Uyandığınızda, gördüğünüzün rüya değil, kâbus olduğunu anlarsınız."

***

Neden bilmem...
Geçen gece oturup True Dedective'in ilk bölümünün bazı yerlerini bir daha izlemeye başladım...
Hani Louisiana bataklıklarının orta yerinde geçen ve ruhu bir bataklığı andıran dizi...
Mathew McConaughey'nin canlandırdığı ve doğru kalabilmek için baştan ayağa kaybetmeyi göze alan dedektif Cohle karakterine bakıyordum...
Ajanslar ABD'nin Venezuela saldırısını geçmeye başladılar.
Saat 2 buçuk civarında Maduro'nun derdest edildiği haberi geldi...

***

Nasıl dünya ama...
Yeni dünya düzeni, yeni çağ diyoruz...
Ama her şey bir anda nasıl "eski"ye dönüveriyor, değil mi
Geçen yüzyıl dönüp geri geliyor; emperyalizm gerçeği kafalara bir daha dank ediyor, bir daha, bir daha...
Eh, emperyalizm de yağmaydı, haydutluktu zaten...
Sonra şık kisvelere büründü, "insan hakları, demokrasi" diyerek yürüdü