Yazar, medyanın gündem baskısıyla baharın gelişini fark edemediğini, ancak halk tarafından baharın tadının çıkarıldığını gözlemlemektedir. Pandeminin toplumsal bilinçte açtığı yaraya rağmen insanların doğaya ilgi göstermesi yazarı umutlandırıyor; fakat bu umut, gerçekten bir direniş midir yoksa geçici bir estetik kaçış mıdır?
Gitgide küçülen Çengel pazarının ortasından geçip kafeye geldim...
Bilgisayarımı çıkardım.
Kahvemden bir yudum aldım...
Yazı için aldığım iki üç notu çıkarıp baktım ama hiç içimden o konulara girmek gelmiyor...
Zihnimde de pazarcının az önceki sesi çınlıyor: "Hoş geldiniz, bahçeden bunlar, bahçeden..." Enginarlara bakıp, ne bahçesi yahu, bahçe mi kaldı diye çıkışınca "Tarım bahçesi" deyivermişti...
Güldük ikimiz de...
***
Yahu bahar geldi!Fakat lafını bile etmiyoruz.
Gündem öyle bir dayak atıyor ki, medyacılar mevsimin farkına bile varamıyorlar.
Bir de sürüsüne bereket "uluslararası ilişkiler" denen palavraya âşık uzman var, tam onlara göre bir zamandayız.
Tamam da...
Yıllar boyu şu köşecikte her bahar gelişine selam durmayı ihmal etmeyen bana ne oldu
Yoksa içten içe sararıp soldum mu
Tadım geri dönmemek üzere kaçtı mı
İnsan bahara gözlerini kapatabilir mi
Eskiden baharın kokusunu azıcık duymam, yollara düşmem için yeterdi...
Şimdi mahalleden öteye gitmek içimden gelmiyor...
Pandemi asıl ruhlarımızı yıktı geçti, doğruya doğru...
***
Neyse ki, "sade insan" direniyor...Güneş yüzünü biraz olsun gösterince baharın tadını çıkarmak için çoluk çocuk kendini kapıdan dışarı atıyor...
Hafta sonu Emirgan korusuna giden yollarda trafik öyle tıkanmış ki, arabasını olduğu yere park edip laleleri görmeye koşmuş insanlar...
Bir de yeni moda var, malum...
Sakuralar...
Artık Japonların bu şahane ve kısa ömürlü çiçek açan ağaçları bizde de çok seviliyor.
Uçuk pembesi bir kez görülüp tanındı mı, tekrar mevsimi gelinceye kadar özleniyor.

7