Haftanın notları: Utanç kayıp!

Biliyorum, bu hayat böyle yaşanmamalıydı...
Şairin (İsmet Özel tabii) dediği gibi "nabzımı bulmalıyım nerede bulacaksam / nabzımı çünkü ben kasadan fiş alarak / yağmuru, selvileri zor durumda bıraktım."
Ah, o kasadan fiş almak...
Kuyrukta yerini almak...
Elinde fişle, fişlenmek yani...
Sonrasının şu yaşadıklarımız gibi olacağı belliydi, ta o zamandan...

***

İtiraf edin bazen şaşırıyoruz...
Çocuklarımızı mı
Ahlakımızı mı
Şuurumuz mu
Hangisini koruyacağımızı şaşırıyoruz, değil mi
Hepsini bir arada yapardık eskiden, şimdi birinin peşine düşüp dimdik durmakta bile zorlanıyoruz...

***

Fon yolsuzluğu hakkındaki haberleri okuyorum, düşünüyorum, ürperiyorum...
İşin finansal ve hukuki sıkıntılarını bilenler görüşlerini açıklıyorlar.
Benim işim konu ne olursa olsun, insanın derin yanlarına, ruh iklimine ve duygularına bakmak...
Utanç mesela...
Gitmiş! Yok!
Kayıp!
Ne gitmesi, meğerse yokmuş, dese birisi, haksızsın diyebilir misiniz
İktisatta utancın yeri var, onu biliyoruz...
Ya finans işlerinde

***

Bir öğretmenin mesajı...
"11. sınıf öğrencilerine 'Bilgi güçtür' tezi üzerine akıllarına geleni yazmalarını söyledim.
Bütün sınıf 8 kişi...
Şakır şakır yazdılar.
Ama hepsi apaçık yapay zekâ cümleleri...
Meğerse önceki derste hocaları toplanan telefonlarını geri vermiş..."
Öğretmen dostumun mesajını okurken MIT Technology Review'un anketi aklıma geldi: Hani gençler YZ'ye güvenmiyor, düşünürken kullanmak istemiyorlardı